Metin günümüz Türkçesine sadeleştirildi, hata bulunabilir.
Tefsire çift tıklayarak hızlıca not ekleyebilir, metin seçerek vurgu yapabilirsiniz.
Onlar, Allah'ı ve inananları aldatmaya çalışırlar. Oysa sadece kendilerini aldatırlar ama bunun farkında değillerdir.
Bunlar, inanmadıkları halde, öldürülmekten kurtulmak için dilleriyle, kalplerindeki şüphe ve inkârın aksini söylerler. Bu sözleriyle Allah'ı ve müminleri kandırmaya çalışırlar. "İman ettik" derler. Oysa onlar, gerçekte başkasını değil, sadece kendilerini aldatmaktadırlar. Fakat bunun farkında değillerdir.
Eğer denilecek olursa ki: "Münafıklar, öldürülme ve esir edilme korkusuyla, inandıklarının aksine, müminlere karşı iman ettiklerini söyleyerek kendilerini savunuyorlardı. Onların bu davranışlarına ayetin "Allah'ı ve müminleri aldatmaya çalışırlar" demesinin anlamı nedir?" Buna cevaben denilir ki: "Araplar, kendisini savunmak için yalan söyleyip başkalarını kandırana da "aldatan" derler. Burada münafıklar her ne kadar geçici dünyada müminleri aldatmaya girişmiş olsalar da aslında onlar, kendilerini aldatmışlardır. Zira bunlar, kendilerini çeşitli ümit ve beklentilerle oyalar. Halbuki kendilerini elleriyle tehlikeye atar, zehir kasesinden zehir içerler. Bizzat kendilerini Allah'ın azabına ve gazabına uğratırlar. Bu sebeple Allahü Teâlâ onlar hakkında "Oysa sadece kendilerini aldatırlar" buyurmuştur."
Bu ayet-i kerimenin "Fakat bunun farkında değildirler" bölümü, "Allahü Teâlâ ancak bilinçli bir şekilde kafir olan, Allah'ın varlığını, birliğini ve peygamberlerinin ve kitaplarının hak olduğunu bildiği halde inkar edenlere azap eder" diyenlerin görüşlerinin, Allah tarafından yalanlandığını gösterir. Zira, Allahü Teâlâ bu ayet-i kerimede, münafıkları, Allah'ı ve peygamberini aldattıklarını zannetmekle nitelendirmekte ve onların, Allah ve müminleri gerçekte aldatmadıklarının farkında olmadıklarını, bununla beraber cezalandırılacaklarını beyan etmektedir. Böylece inkarcıların kasıtlı olup olmadıklarının önemli olmadığını ortaya koymaktadır.
Taberi diyor ki: "Onlar, Allah'ı ve iman edenleri aldatmaya çalışırlar" ifadesindeki "Yuhadiûne" fiili, işteşlik ifade eden bir fiildir. Buna göre, aldatmaların karşılıklı olması gerekir, yani, münafıklar, Allah'ı ve iman edenleri aldatmaya kalkışırken Allah ve müminler de onları aldatmaya kalkışmış olacaklardır.
Bir kısım dil bilimcileri buna cevaben demişlerdir ki: "Müfâale babından gelen fiiller Arapçada bazen "işteşlik" ifade etmezler. Nitekim Tevbe suresi, 9/30 ayetindeki "Katelehumullah" ifadesinin anlamı "Allah onlarla savaştı" şeklinde değil "Allah onları kahretsin" demektir. Bu ayet de bu türdendir."
Taberi sözlerine devamla diyor ki: "Ben bu dil bilimcilerinin açıklama tarzına katılmıyorum. Ayette zikredilen "Yuhaddiûne" fiili işteşlik ifade etmektedir. Zira, münafıklar, kalplerinde olanların tersini dilleriyle söyleyerek Allahü Teâlâ'yı aldatmaya kalkışırken, Allahü Teâlâ da onları derhal cezalandırmayıp mühlet vererek aldatmış ve onları hak yoldaymış gibi göstermiştir. Bu hususta şu ayet-i kerimede şöyle buyurulmaktadır: "Kafirler, kendilerine mühlet vermemizin sakın kendileri için hayırlı olduğunu zannetmesinler. Biz onlara mühleti ancak günahlarını artırsınlar diye veriyoruz. Onlar için alçaltıcı bir azap vardır." (Âl-i İmran suresi, 3/178)"
Daha sonraki ayetlerin açıklamasında da görüleceği gibi, Taberi'nin bu görüşü birçok müfessir tarafından kabul edilmemiş, "aldatma" sıfatı Allahü Teâlâ'ya isnat edilmemiştir.
Ayet-i kerimede zikredilen "Oysa sadece kendilerini aldatırlar" ifadesi gösteriyor ki, münafıklar aslında ne Allah'ı aldatabilmişlerdir ne de müminleri. Zira Allah, onların münafık olduklarını biliyor ve onlara mühlet veriyordu. Onlar Allahü Teâlâ'yı aldatmış olsalardı Allahü Teâlâ'nın, onları cezalandırmaması gerekirdi. Münafıklar, aslında müminleri de aldatamamışlardır. Zira onlar, müminlere karşı iki yüzlü görünmeleriyle onlardan herhangi bir menfaat elde edememişlerdir. Sadece kendi ellerinde bulunan mal ve evlatlarını koruyabilmişlerdir.
Ayet-i kerimenin "Fakat bunun farkında değildirler" ifadesinden maksat, "Allah'ı aldattıklarını zanneden münafıklar, Allah'ın bunlardan haberdar olduğunun ve bunları derhal cezalandırmayıp, kendilerine mühlet verdiğinin farkında değillerdir" demektir.
Bu hususta diğer ayetlerde de şöyle buyurulmaktadır: "Ey Resulüm, münafıklar sana geldikleri zaman "Biz, şehadet ederiz ki, sen mutlaka Allah'ın Resulüsün" derler. Allah da bilir ki elbette sen onun Peygamberisin. Ve Allah, şehadet eder ki münafıklar muhakkak yalancıdırlar." "Onlar, yeminlerini kendilerine siper edindiler. İnsanları Allah'ın yolundan alıkoydular. Onların yaptıkları ne kötü bir şeydi!" (Münafikûn suresi, 63/1,2)