Metin günümüz Türkçesine sadeleştirildi, hata bulunabilir.
Tefsire çift tıklayarak hızlıca not ekleyebilir, metin seçerek vurgu yapabilirsiniz.
Kalplerinde bir hastalık vardır. Allah, bu hastalıklarını daha da artırmıştır. Yalan söyledikleri için, onlar için acı veren bir azap vardır.
Onların kalplerinde inançsızlık hastalığı vardır. Bu hastalık, Muhammed'in Peygamberliğinden şüphe etmeleridir. Allah, müminlerin imanlarını artırdığı gibi, onların da şüphe ve şaşkınlıklarını artırmıştır. Onlar için, acı veren, perişan eden bir azap vardır. Bu azap, inandıklarını iddia ederek yalan söylemeleri ve bunu Allah'ı, Resulünü ve müminleri kandırmak amacıyla yapmalarından kaynaklanmaktadır.
Ayette "Onların kalplerinde hastalık vardır." buyurulmaktadır. Buradaki hastalık, bedensel bir hastalık olmayıp, ruhsal bir hastalıktır. Yani inanç ve itikat hastalığıdır. Bu hastalığın özü de Hz. Muhammed'in Peygamberliği ve Allah katından getirdiklerinin hak olduğu konusunda şüpheye düşmeleri ve şaşkınlık içinde olmalarıdır. Nitekim Abdullah b. Abbas, Abdurrahman b. Zeyd, Katade ve Rebi' b. Enes, ayetin bu bölümünü bu şekilde açıklamışlardır.
Ayette "Allah, bu hastalıklarını daha da artırmıştır." buyurulmaktadır. Bu ifadeden maksat, "Allah Teâlâ, daha sonra farz kıldığı emirleri ve yasakladığı haramlarıyla münafıkların İslam hakkında kalplerinde taşıdıkları şüphe ve tereddüt hastalıklarını daha da artırmıştır." demektir. Bu konuda başka bir ayette şöyle buyurulmaktadır: "Kur'an'dan bir sure indiği zaman, kafirlerden bazıları birbirlerine şöyle derler: 'Bu sure hanginizin imanını artırdı?' Doğrusu inen sure iman edenlerin imanını kuvvetlendirir. Onlar bundan sevinç duyarlar." "Kalplerinde hastalık olanlara gelince: 'Bu sure, onların murdarlıklarına murdarlık katar ve kafir olarak ölürler.' Tevbe suresi, 9/124, 125 buyurulmaktadır.
Abdullah b. Abbas, Abdullah b. Mes'ud, Katade, Abdurrahman b. Zeyd ve Rebi' b. Enes de, burada artırıldığı belirtilen hastalıktan maksadın, kalplerindeki şüphe olduğunu ve onun artırıldığını söylemişlerdir.
Ayette "Onlar için can yakıcı bir azap vardır." buyurulmaktadır. Burada geçen "Elim" kelimesi "Can yakıcı" olarak tercüme edilmiştir. Taberi, bu kelimenin "Mu'limun" yani "acı veren" anlamına geldiğini söylemiştir.
Ayette geçen ve "Yalan söylediklerinden dolayı" diye tercüme edilen "Bima kânü yekzibün" ifadesi, Kufe alimlerinin kıraat şeklidir. Taberi de bu kıraati tercih etmiştir. Medine, Hicaz ve Basralı alimlerin çoğunluğu ise bu cümleyi "Bima kânü yükezzibün" yani "Yalanlamaları sebebiyle" şeklinde okumuşlardır. Buna göre ayetin anlamı şöyledir: "Münafıkların, can yakıcı bir azaba uğratılmalarının sebebi, onların, Muhammed'in Peygamberliğini ve onun Allah tarafından getirdiklerinin hak olduğunu yalanlamaları sebebiyledir." Bu kıraati tercih eden alimler, "Münafıkların sadece yalan söylemekle can yakıcı bir azabı hak etmeyeceklerini, bu azabı ancak Allah'ın Peygamberini ve kitabını yalanlayarak inkara düşmekle hak edeceklerini söylemişlerdir. Taberi bu son görüşe katılmadığını, birinci kıraatin daha sahih olduğunu ve ayete, ona göre anlam vermenin daha doğru olacağını söylemiş, buna delil olarak da diğer ayetlerde münafıkların yalan söylemeleriyle azaba uğratılacaklarının beyan edildiğini zikretmiştir. Nitekim Münafikun suresinde şöyle buyurulmaktadır: "Ey Resulüm, münafıklar sana geldikleri zaman 'Biz şahadet ederiz ki, sen mutlaka Allah'ın Resulüsün.' derler. Allah da bilir ki, elbette sen, onun Peygamberisin. Ve Allah şahadet eder ki, münafıklar muhakkak yalancıdırlar." "Onlar yeminlerini kendilerine siper edindiler. İnsanları Allah'ın yolundan alıkoydular. Onların yaptıkları ne kötü bir şeydir." Münafikun suresi, 63/1-2 "Onlar yeminlerini kendilerine siper yaptılar. İnsanları Allah'ın yolundan uzaklaştırdılar. Onlar için alçaltıcı bir azap vardır." Mücadele suresi, 58/16
Görüldüğü gibi Allah Teâlâ, burada zikredilen birinci ayette, münafıkların yalancı olduklarını belirtmiş, ikinci ayette ise, yeminlerini kendilerine siper edinerek yalan söylemeleri ve böylece insanları Allah'ın yolundan alıkoymaları yüzünden, onlar için alçaltıcı bir azap olduğunu beyan etmiştir. Bu surede de, münafıkların yalan yere "İman ettik" deyip müminleri aldatarak yalan söylemeleri sebebiyle can yakıcı bir azabı hak ettiklerini söylemek diğer ayetlerin ifadesine uygun bir ifadedir. Bu nedenle, bu anlamı ifade eden kıraati tercih etmek yerindedir