Metin günümüz Türkçesine sadeleştirildi, hata bulunabilir.
Tefsire çift tıklayarak hızlıca not ekleyebilir, metin seçerek vurgu yapabilirsiniz.
Hani bir adamı biriniz öldürmüş ve aranızda suçlamalar birbirinizin üzerine atılmıştı. Halbuki Allah, gizlediğiniz şeyi ortaya çıkarır.
Ey İsrailoğulları, bir adamı öldürmüş, sonra da suçunu birbirinizin üzerine atmıştınız. Her grup, katilin kendileri olmadığını savunuyordu. Halbuki Allah, öldürdüğünüz kişinin meselesini ortaya çıkarır.
Mücahid, İbn-i Cüreyc, İbn-i Zeyd ve Katade, öldürülen kişi hakkında İsrailoğulları arasında çıkan ihtilafı ve ayetin de bu ihtilafa işaret ettiğini belirtmişlerdir. Daha önceki ayetlerde, öldürülenin kim tarafından ve nasıl öldürüldüğü rivayetlerden aktarılmıştır.
Abdullah b. Abbas, Muhammed b. Kâb el‑Kurezi ve Muhammed b. Kays, öldürülen kişi hakkında ihtilaf eden İsrailoğullarıyla ilgili şu rivayetleri de zikretmişlerdir.
Abdullah b. Abbas şöyle diyor: “Hazreti Musa döneminde, İsrailoğullarından malı çok olan yaşlı bir adam vardı. Fakir yeğenleri onun mirasını istiyordu. Yaşlı adamın çocuğu yoktu; öldükten sonra mirasçısı kardeşinin oğulları olacaktı. Yeğenleri ‘Keşke amcamız ölse de mirasçı olsak’ diyorlardı. Amca uzun süre yaşayınca şeytan onlara şu vesveseyi verdi: ‘Amcanızı öldürüp malına mirasçı olun, ardından onu yabancı bir şehre götürüp oranın halkından diyeti alın.’ O dönemde bir insan öldürüldüğünde, iki şehirden hangisinde bulunursa diyeti o şehrin halkı öderdi. İki şehir arasında bir yerde bulunursa, mesafe ölçülür, ceset hangi şehre daha yakınsa diyeti o şehir öderdi. Amca uzun süre yaşayınca yeğenleri şeytanın vesvesesine kapıldı, amcalarını öldürüp diğer şehre götürüp orada bıraktılar. Sabah olduğunda amcalarını öldüren yeğenler, şehir halkına ‘Amcamız sizin şehrinizin kapısında öldü, Allah’a yemin olsun ki diyeti bize ödeyeceksiniz’ dediler. Şehir halkı ise ‘Allah’a yemin ederiz ki onu öldürmedik, öldürenini de bilmiyoruz. Şehrimizin kapısını akşam kilitledik, sabaha kadar açmadık’ dedi. Bunun üzerine iki taraf da Hazreti Musa’ya başvurdu. Öldürülen adamın yeğenleri ‘Amcamızı şehrinizin kapısında ölü bulduk’ derken, şehir halkı ‘Allah’a yemin olsun ki onu öldürmedik, kapıyı akşam kilitledik, sabaha kadar açmadık’ dedi. Bunun üzerine Cebrail (aleyhisselam) her şeyi işiten ve bilen Allah’ın emriyle Hazreti Musa’ya ‘Onlara de ki: “Allah size bir sığır kesmenizi ve onun bir parçasıyla ölüye vurmanızı emrediyor.”’ ayetini getirin’ dedi.
Muhammed b. Kâb el‑Kurezi ve Muhammed b. Kays ise öldürülen kişi hakkında İsrailoğullarının ihtilafa düşmesini şöyle nakletmişlerdir: “Torunlara ayrılan İsrailoğulları arasında, bir torun, insanlarda çokça kötülük gördükçe kendilerine özel bir şehir kurmuş ve insanlardan uzaklaşmıştı. Akşam olduğunda şehirde yaşayan herkesi toplar, kapılarını kapatırlardı. Sabah olduğunda ise reisleri şehri kontrol eder, bir şey görmezse kapıyı açar ve insanları akşama kadar serbest bırakırlardı. Böylece bu insanlar başka yerlerdeki insanlarla ticaret yaparlardı. Bu dönemde İsrailoğulları arasında, malı çok olan ve kardeşinin oğlundan başka mirasçısı olmayan bir kimse vardı. Adam uzun süre yaşadı. Kardeşinin oğlu, mirasını elde etmek için onu öldürdü ve cesedi şehrin kapısına attı. Kendisi ve arkadaşları şehrin kapısına saklandı. Şehrin reisi, şehir içinde bir sorun olmadığını öğrenince kapıyı açtı. Kapının önünde bir kişinin öldürüldüğünü görünce kapıyı tekrar kapattı. Bunun üzerine öldürülen adamın kardeşinin oğlu ve arkadaşları ‘Bakın, onu hem öldürdünüz hem de kapıyı kapattınız’ dediler.
Bu sırada birçok cinayet işleniyordu; Hazreti Musa da şehirlerinde cinayet işlenen insanları cezalandırıyordu. Bu yüzden öldürülen kişinin kardeşinin oğlu ile şehir halkı arasında neredeyse bir savaş çıkacaktı. Her iki taraf da silahlarını kuşandı, fakat sonra savaştan vazgeçip Hazreti Musa’ya başvurdu. Durumu anlattılar. Öldürülen kişinin yeğenleri ‘Ey Allah’ın Resulü, amcamızı öldürdüler, sonra da kapıyı kapattılar’ dediler. Şehir halkı ise ‘Ey Allah’ın Resulü, sen bizim insanlardan uzak bir şehir kurduğumuzu biliyorsun. Biz o kişiyi ne öldürdük ne de öldürenini biliyoruz’ dedi. Bunun üzerine Allah, bir sığır kesip parçasıyla ölüye vurmayı emretti. Hazreti Musa da onlara ‘Allah size bir sığır kesmenizi emrediyor’ dedi.
Ubeyde es‑Selmani ve İbn‑i Zeyd de İsrailoğullarının öldürülen kişi hakkındaki ihtilaflarıyla ilgili benzer görüşler zikretmişlerdir.