Metin günümüz Türkçesine sadeleştirildi, hata bulunabilir.
Tefsire çift tıklayarak hızlıca not ekleyebilir, metin seçerek vurgu yapabilirsiniz.
Onlar: “Bizim için Rabbine dua et, mahiyetini bize açıkladırsın; çünkü onu karıştırdık, seçemedik. Fakat Allah dilerse şüphesiz doğruyu buluruz.” dediler.
Onlar: “Rabbinden iste, mahiyetini bize iyice açıkladırsın. Çünkü onu karıştırdık, benzeri sığırlardan ayıramıyoruz. Seçemediğimiz bu sığırın ne olduğunu, Allah’ın dilemesi ve emriyle bileceğiz.” dediler.
Taberi şöyle diyor: “İsrailoğulları, peygamberlerine eziyetlerini artırıp inatlarını sürdürdükçe Allah da cezalarını şiddetlendirdi. İbn-i Abbas’ın da dediği gibi, İsrailoğulları alıp bir sığırı kesseler onlara yetecekti. Fakat işleri zorlaştırdıkça Allah da onları daha da zorlaştırdı.”
Atâ şöyle diyor: “Eğer onlar ‘Allah dilerse şüphesiz doğruyu buluruz’ demeseydi ve işi Allah’ın dilemesine bırakmasalardı, bu işin sonu gelmezdi. Demek ki emredileni yapmak, hem Allah’ın emrine uymak hem de kolay olanı yapmaktır. İlahi emirlere koşulsuz teslim olmak, kulun yapacağı en güzel iştir. Aksi takdirde kendisini zora sokanı Allah o zorlukla baş başa bırakır.”
Peygamberimiz bu konuya işaret ederek şöyle buyurmuştur:
“Ben sizi bıraktığım sürece siz de beni bırakın. Öncekiler (çokça) soru sormaktan ve peygamberleriyle ihtilaf etmekten helak olmuşlardır. Ben size bir şey yasakladığımda ondan kaçının. Bir şey emrettiğimde de gücünüzün yettiği ölçüde yapın.” (Buhârî, el‑Nisâm, bab: 2/Miṣâl, K. el‑Hacc, b. 412, Hadis No: 1337; Tirmizî, K. el‑Lîm, hadıs No: 276)
Taberi, Abdullah b. Abbas, Ubeyde es‑Selmani, İkrimî, Mücâhî, İbn‑i Cüreyc, Katade ve İbn‑i Zeyd’in “Şayet İsrailoğulları en basit bir sığırlı alıp kesmiş olsalardı, onlara yeterli olurdu. Fakat işi zorlaştırdılar; Allah da işlerini zorlaştırdı.” şeklindeki ifadelerini naklettikten sonra bir usul‑i tefsir kuralı olarak şunu söylemiştir: “Allah’ın kitabında ve Peygamberinin sözlerinde bildirilen emir ve yasakların genel ve zahiri yönüne bakılır; bunların hususiliğine ve batına bakılmaz. Ancak Allah’ın kitabında ve Resûlünün sünnetinde, genel hükümleri hususileştirecek bir nass bulunursa, o zaman genel hüküm bırakılarak hususi hüküm alınır. Hususi durumlarda ayetin hususi hükmü geçerlidir; diğer durumlarda ise ayetlerin genel hükümleri geçerlidir.”
Taberi sözlerine devam eder: “Yukarıda adı geçen sahabi ve tabiîler, İsrailoğullarını emri genel anlamda almayıp özelleştirmek istedikleri için kınamışlardır. Böylece ‘Nassların zahiri dikkate alınır ve genel hükümleri geçerlidir; yeter ki onları hususileştiren bir nass bulunmasın.’ görüşümüz, onların görüşleriyle uyumludur. Hükümlerin hususiliğini iddia edenlerin yanıldığı ortaya çıkmaktadır.”