Metin günümüz Türkçesine sadeleştirildi, hata bulunabilir.
Tefsire çift tıklayarak hızlıca not ekleyebilir, metin seçerek vurgu yapabilirsiniz.
Fakat zalimler, kendilerine söylenen sözü değiştirip başka bir biçime soktular. Biz de, fâsık olmaları nedeniyle üzerlerine gökten azap indirdik.
Bu konuda Ebû Hureyre (radıyallahü anh) Resûlüllah’ın şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir:
“İsrailoğullarına ‘Kapıdan secde ederek girin’ denildiğinde, onlar kıçları üzerine sürünerek içeri girdiler. Zalimler söylenen sözü değiştirip başka bir şekle koydular.” (Bakara sûresi, 2/57‑60)
Diğer bir rivâyette İbn-i Abbas da şöyle diyor: “Secde ederek girmeleri emredilen kapıdan, kıçları üzerine sürünerek girdiler. Bu sırada bir işaret olmak üzere, ‘Hıtta’ kelimesi yerine ‘Hınta fi şa’rah’ ya da ‘Habbe Fi Şa’rah’ diyorlardı. Bu sözlerin ne anlama geldiği bilinmiyordu.” Bazı âlimler, “Bu anlamsız sözleri söyleyerek Allah’tan af dileme isteğini reddettiklerini ve bunun üzerine Allah’ın, kendilerini cezalandırarak yetmiş bin kişinin Taun hastalığından öldüğünü” söylemişlerdir (Tirmizî, K. Tefsir el‑Kuran, Sûre 2, Hadis No: 2956).
Diğer bir grup âlim ise bu sözün “kızıl buğday” anlamına geldiğini, İsrailoğulları’nın bunu söyleyerek Allah’ın emrine karşı çıkma amacı taşıdıklarını ve alaycı bir tutum sergiledikleri için cezalandırıldıklarını belirtir (Bkz. Umdetül Kari, c.15 s.300; Kurtubi, c.1 s.410‑411; Ruhul Meani, c.1 s.266).
Ayette, İsrailoğullarının uğradığı azap açıkça belirtilmiştir. Bu azap Taun hastalığı da olabilir, başka bir şey de olabilir. Taun hastalığı olduğuna dair kesin bir delil yoktur; ancak İbn-i Zeyd’in bunu Taun olarak yorumlaması daha mantıklı görünmektedir. Zira Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) bir hadis‑i şerifinde Taun hakkında şöyle buyurmuştur: “Şüphesiz ki bu, sizden önceki bazı ümmetlerin uğradığı bir azaptır.” (Buhari, K. el‑Enhiya, bab: 54)