Metin günümüz Türkçesine sadeleştirildi, hata bulunabilir.
Tefsire çift tıklayarak hızlıca not ekleyebilir, metin seçerek vurgu yapabilirsiniz.
O zaman onlara şöyle demiştik: “Şu şehre girin ve oranın mahsullerinden dilediğiniz gibi bol bol yiyin. Kapıdan secde ederek girin ve “Affet” deyin ki kusurlarınızı bağışlayalım. İyilikte bulunanlara daha fazlasını vereceğiz.
O zaman onlara şöyle demiştik: “Beytül Makdis, yani Kudüs’e girin. Orada bulunan mahsullerden afiyetle, rahatlıkla ve hesapsız olarak yiyin. Kudüs şehrinin kapısından, Allah’a şükür secdesiyle girin ve “Ey Rabbimiz, günahlarımızı affet” deyin ki günahlarınızı örtelim ve onların yükünü üzerinizden atalım. İçinizden iyilikte bulunanların iyiliklerini artıracağız.
Âyet-i Kerime’de bahsedilen şehirden kast edilen, Katade, Süddi ve Rebi‘ b. Enes’e göre Kudüs, İbn-i Zeyd’e göre ise Kudüs’ün yakınındaki Eriha kasabasıdır. Bahsedilen kapı ise Kudüs’te “Hıtta Kapısı” olarak adlandırılan kapıdır.
Abdullah b. Abbas “Secde ederek girin” ifadesini “Rüku ederek girin” şeklinde açıklamıştır. Çünkü rüku da secde de eğilmeyi gerektirdiğinden, boyun eğerek girmelerine “Rüku ederek girin” demek yerine “Secde ederek girin” denilmiştir.
Burada “Affet” diye çevrilen kelimenin anlamı, Hasan-ı Basri, Katade, İbn-i Zeyd, Rebi‘ b. Enes ve Ata’ya göre “Günahlarımızı düşür” demektir. İkrime’ye göre ise “Allah’tan başka hiçbir ilâh yoktur” anlamına gelir. Abdullah b. Abbas’a göre ise “Allah’ım, senden af dileriz” demektir. Ya da “Bu iş size söylendiği gibi haktır” anlamına gelir.
Âyette geçen ve “Bağışlayalım” diye çevrilen kelime kökünden gelmektedir. Asıl anlamı bir şeyi kapatmak ve örtmektir. Baş’a takılan “Miğfer”e bu adın verilmesi, başı kapatmasından kaynaklanır.
Allah, bundan sonraki ayette İsrailoğulları’na olan büyük lütfunu ve onlara gösterdiği birçok mucizeye rağmen onların büyük bir cehalet içinde olduklarını, Rablerine itaatte gerekeni yapmadıklarını, peygamberleriyle alay edip onlara karşı çıktıklarını beyan ediyor ve onları kınıyor. Böylece onların soyundan gelen ve bu ayetteki ifadelere muhatap olan torunlarını da, Resûlüllah’a iman etmedikleri için kınıyor. O hâllerinden vazgeçmezlerse atalarının durumuna düşeceklerini bildiriyor