Metin günümüz Türkçesine sadeleştirildi, hata bulunabilir.
Tefsire çift tıklayarak hızlıca not ekleyebilir, metin seçerek vurgu yapabilirsiniz.
Kimsenin kimseye fayda sağlayamayacağı, kimseden şefaat kabul edilmeyeceği, kimseden fidye alınamayacağı ve kimsenin yardım görmeyeceği o günden sakının.
* Ayet-i kerime, kıyamet gününün bazı özelliklerini şöyle açıklamaktadır:
a- "O gün hiç kimse diğer bir kimseye fayda veremeyecek, kimse diğer bir kimsenin ihtiyacını gideremeyecektir." Bir kimsenin diğerine bir şey vermesi ancak borcunu ödemesi şeklinde olacaktır. Çünkü ahirette yargılamanın konusu günah ve sevaptır. Nitekim Hadis-i Şerif'te şöyle buyurulmuştur:
"Allah o kula merhamet etsin ki (Ne mutlu o kula ki) namus veya mal konusunda başka bir din kardeşine haksızlık eder de, kendisinden bu hak alınmadan önce (kıyamette hesaplaşmaya bırakmadan) hak sahibiyle helalleşir. Çünkü orada ne dinar geçerlidir ne de dirhem. Haksızlık yapanın sevabı varsa, yapılan haksızlık kadarı alınıp haklıya verilir. Şayet sevabı yoksa hak sahibinin günahlarından alınarak haksıza yüklenir." (Tirmizî, K. el-Kıyame, bab: 2, Hadis No: 2419)
b- "O gün Allah, hiçbir şefaatçinin şefaatini kabul etmeyecektir. Ancak, kendilerine şefaat etme izni verilenler hariç." Bu konuda Allahü Teâlâ diğer bir ayette şöyle buyuruyor: "O gün, Rahman olan Allah'ın izin verdiği ve konuşmasına rıza gösterdiği kimseden başkasının şefaati fayda vermeyecektir." (Tâhâ sûresi, 20/109) "Onun katında, izin verdiğinden başka kimsenin şefaati fayda vermez. Nihayet kalplerindeki korku giderilince, şefaat olunanlar, şefaat edenlere 'Rabbiniz ne buyurdu?' derler. Şefaat edecek olanlar da: 'Hakkı söyledi, layık olanlara şefaat olunma izni verdi. O, her şeyden yücedir, her şeyden büyüktür' derler." (Sebe' sûresi, 34/23)
Haklarında şefaatin kabul edilmeyeceği kişiler ise Allah'a tövbe etmeden önce kafir olarak ölenlerdir. Bu konuda Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) efendimiz şöyle buyuruyor:
"Her Peygamberin kabul edilen bir duası vardır. Her Peygamber bu duasında acele etmiştir. Ben ise duamı kıyamet gününde ümmetime şefaat için sakladım. İnşallah ümmetimden, Allah'a herhangi bir şeyi ortak koşmayarak ölene bu şefaatim erişecektir." (Müslim. K.el-İman, bab: 338, Hadis No: 199/Tirmizi, K. ed-Da'vat, bab: 131.Hadis No. 360)
Peygamber efendimiz diğer bir hadis-i şerifinde de şöyle buyurmaktadır:
"Her Peygamberin kabul edilecek bir duası vardır. Onlar dualarını yapmışlar, duaları kabul edilmiştir. Ben ise duamı ahirette ümmetime şefaat için sakladım." (Buhari, K. ed-Da'vât, bab: 1, Müslim, K. el-İman, bab: 334. Hadis No: 198)
c- "O gün kimseden karşılık alınmayacaktır." Yani, orada kimseden fidye kabul edilmeyecektir. Bu konuda diğer bir ayet-i kerimede de şöyle buyurulmaktadır: "Şüphesiz ki inkar edip kafir olarak ölenlerin hiçbirinden, yeryüzünü dolduracak kadar altın fidye verseler bile kabul olunmayacaktır. Onlar için can yakıcı bir azap vardır. Onların hiçbir yardımcıları da yoktur." (Âl-i İmran sûresi, 3/91)
d- "O gün onlar yardım da görmeyeceklerdir." O gün onlara hiçbir yardımcı yardım etmeyecektir. Artık orada taraf tutma yoktur. Aracılıklar sona ermiştir. Yardımlaşmalar kalkmıştır. O gün hüküm vermek, katında şefaatçi ve yardımcıların fayda sağlayamayacakları, adil ve Cebbar olan Allah'a aittir. Evet, kıyamet gününde zalimlerin ne şefaatçisi vardır ne de bir yardımcısı.
Bu konuda şu ayetlerde de şöyle buyurulmaktadır: "Onları durdurun. Çünkü onlar sorguya çekileceklerdir." "Ey müşrikler, size ne oldu ki birbirinizle yardımlaşmıyorsunuz? Hayır, onlar bugün teslim olmuşlardır." (Saffat sûresi, 37/24-26)