Metin günümüz Türkçesine sadeleştirildi, hata bulunabilir.
Tefsire çift tıklayarak hızlıca not ekleyebilir, metin seçerek vurgu yapabilirsiniz.
Sabırla ve namazla yardım dileyin. Şüphesiz ki namaz, Allah’a gönülden bağlı olanlardan başkasına ağır gelir.
Sabırla ve namazla yardım isteyin. Bana verdiğiniz sözü tutabilmek ve bana itaat edebilmek için, sizi hayasızlıktan ve kötülüklerden alıkoyan, rızama yaklaştıran namazı kılarak yardım dileyin. Şüphesiz ki namaz, bana boyun eğen, azabımdan korkan, vaadimi ve cezamı tasdik edenlerden başkasına ağır ve zor gelir.
Ayet-i kerimede, insanlara sabırla ve namazla yardımlaşmaları emredilmektedir. Taberi, bu iki şeyle neye karşı yardımlaşılacağı konusunda şunları belirtmiştir: "Allah Teâlâ'nın gönderdiği kitaplarda, emirlerine uyulup yasaklarından kaçınılmasına dair, kullarından aldığı ahdi yerine getirme hususunda, bu iki şeyle yardımlaşmasının emredildiği bildirilmektedir."
"Sabır"ın gerçek anlamı, nefsi sevdiği şeylerden uzak tutmak ve arzu ile heveslerinden vazgeçirmektir. Bu nedenle, felaketler karşısında kendini tutana "Sabreden" denilmiştir. Ramazan ayına da, yeme ve içmeye karşı sabredildiğinden dolayı "Sabır Ayı" denilmiştir. Bazı alimler, buradaki "sabır" kelimesinden amacın oruç tutmak olduğunu ve bu ayet-i kerimenin "Oruç tutarak namaz kılarak sabredin" demek istediğini söylemişlerdir. Taberi ise, Allah Teâlâ'nın, bu ayet-i kerimede insanlardan, Allah'ın emir ve yasaklarından, nefislerine ağır gelenlere karşı sabretmelerini istediğini belirtmiştir.
Burada, Allah'tan yardım dilerken yapılacak şeylerden özellikle namaz vurgulanmaktadır. Çünkü onda Allah'ın kitabını okuma, dünya zevklerini terk etme, ahireti ve orada Allah'ın insanlar için hazırlamış olduğu şeyleri hatırlatma vardır.
Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) herhangi bir sıkıntıyla karşılaştığında hemen namaz kılmaya başlardı. Ahmed b. Hanbel, Müsned, c. 5, s. 388. Abdurrahman diyor ki: "Abdullah b. Abbas, bir yolculuk yaparken kendisine kardeşi Kussem'in ölüm haberi ulaştı. Abdullah b. Abbas, "Şüphesiz biz, Allah içiniz ve mutlaka ona döneceğiz." (Bakara Sûresi, 2/156) dedikten sonra yolun kenarına çekildi, devesini çöktürdü, iki rekat namaz kıldı ve namazı uzattı. Bitirdikten sonra kalkıp bineğine doğru yürüdü ve "Sabırla ve namazla yardım isteyin. Şüphesiz ki namaz, Allah’a boyun eğenlerden başkasına ağır gelir." ayetini okudu.
Ebul Âliye diyor ki: "Allah'ın razı olacağı şeyleri başarmak için sabır ve namazla yardımlaşın ve bilin ki bu ikisi de Allah'a itaattendir."
İbn-i Cüreyc diyor ki: "Sabırla ve namazla yardımlaşın. Çünkü bunlar Allah'ın rahmetine kavuşturan iki yardımdır."
Ayette zikredilen "Allah’a boyun eğenler" ifadesinden maksat; Abdullah b. Abbas'a göre, Allah'ın indirdiklerini tasdik edenler, Ebul Âliye'ye göre "Allah’tan korkanlar", Mücahid'e göre ise "Hakkıyla itaat edenler"dir