Metin günümüz Türkçesine sadeleştirildi, hata bulunabilir.
Tefsire çift tıklayarak hızlıca not ekleyebilir, metin seçerek vurgu yapabilirsiniz.
Doğruyu yanlışla karıştırıp bile bile gerçeği gizlemeyin.
Muhammed'in size değil de başkalarına peygamber gönderildiği şeklindeki yanlış inancınızla, doğruyu yalana, gerçeği asılsız şeylere karıştırmayın. Onun benim peygamberim, Kur'an'ın da benim sözüm olduğunu bildiğiniz halde, kitabınız Tevrat'ta yer alan Muhammed'in özelliklerine dair bilgileri gizlemeyin.
"Gerçeği asılsız şeylere karıştırmak"tan kasıt, Abdullah b. Abbas'a göre, doğruyu yalana karıştırmaktır. İbn-i Zeyd'e göre, Hz. Musa'ya indirilen asıl Tevrat'ı, uydurdukları Tevrat'a karıştırmaktır. Mücahid'e göre ise, uydurulmuş Yahudilik ve Hristiyanlığı İslam'a karıştırmaktır.
Taberi diyor ki: "Eğer 'Ayette hitap edilen insanlar kafirlerdir. Bunlar gerçeği asılsız şeylere nasıl karıştırmış olacaklar ve bunlar hangi hak üzereydiler?' denilecek olursa, cevap olarak şöyle denir: 'Bunların içinde münafıklar bulunuyordu. Görünüşte Hz. Muhammed'in (s.a.v.) peygamberliğini onaylıyorlar, gizlice ise onu inkar ediyorlardı. İleri gelenleri de 'O, gönderilmiş biridir, fakat bizim dışımızdakilere gönderilmiştir' diyorlardı. Böylece münafık olanlar, Hz. Muhammed'in peygamber olduğunu açıkça söyleyip gizlice de inkar etmek suretiyle gerçeği asılsız şeylere karıştırıyorlardı. İleri gelenleri ise, hem peygamber olarak gönderildiğini kabul ediyorlar hem de kendilerine değil başkalarına gönderildiğini iddia ederek gerçeği asılsız şeylere karıştırıyorlardı."
Ayet-i kerimenin sonunda "Bile bile gerçeği gizlemeyin" ifadesi geçmektedir. Abdullah b. Abbas, bu ifadeyi mealde belirtildiği gibi açıklamıştır. Ebul Aliye ve Mücahid ise ayetin bu bölümünü şöyle açıklamışlardır: "Sizler bildiğiniz halde gerçeği gizliyorsunuz."
"Bildiği halde gizledikleri gerçek"ten kasıt, Hz. Muhammed'in peygamberliği ve ona gelenlerin Allah tarafından gönderilmiş olmasıdır. Kitap ehli, bunların gerçek olduğunu bildikleri halde, insanlardan gizlemişlerdir. Ayet-i kerime, onların bu durumlarını dile getirmektedir