Metin günümüz Türkçesine sadeleştirildi, hata bulunabilir.
Tefsire çift tıklayarak hızlıca not ekleyebilir, metin seçerek vurgu yapabilirsiniz.
Ve şöyle demiştik: "Ey Âdem, sen ve eşin cennette kalın. Orada istediğiniz yerden bol bol yiyin. Yalnız şu ağaca yaklaşmayın, yoksa zalimlerden olursunuz."
Biz, Âdem'i yarattıktan sonra ona şöyle demiştik: "Ey Âdem, eşinle birlikte cennette yaşayın. Oradaki nimetlerden bol bol yiyin. Orada ne güçlük ne de yorgunluk vardır. Cennetin neresinden isterseniz oradan yiyin. Yalnız oradaki ağaçlardan belli birine yaklaşmayın. Yoksa Allah'ın koyduğu sınırları aşan, zalim kimselerden olursunuz."
Taberi der ki: "Bu ayet gösteriyor ki, İblis, Âdem'e secde etmeye karşı kibirlenmesinden sonra cennetten çıkarıldı. Fakat o, yeryüzüne inmeden önce Âdem cennete yerleştirildi." diyen görüş doğrudur. Bu konuda Abdullah b. Abbas, Abdullah b. Mes'ud ve diğer bazı sahabelerin şöyle dediği rivayet edilir: "Allah düşmanı İblis, Allah'ın lanetlemesinden ve onu cennetten çıkarmasından sonra ve yeryüzüne inmeden önce, Allah'ın yüceliğine yemin ederek, Allah'ın ihlaslı kulları hariç, Âdem'in soyundan gelenleri ve eşini mutlaka azdıracağını ve yoldan çıkaracağını söylemiştir. Allah da Âdem'e bütün isimleri öğretmiştir."
Taberi der ki: "Müfessirler, Hz. Âdem'in eşinin ne zaman yaratıldığı hakkında farklı görüşler belirtmişlerdir:"
Abdullah b. Abbas, Abdullah b. Mes'ud ve diğer bazı sahabelerden nakledildiğine göre İblis, lanetlendikten sonra cennetten çıkarıldı. Buna karşılık Âdem cennete yerleştirildi. Âdem cennette, kendisiyle birlikte olacak bir eşi olmaksızın yalnız başına dolaşıyordu... Bir ara uykuya daldı. Sonra uyandı. Bir de ne görsün, başucunda bir kadın oturuyor. Allah o kadını Âdem'in kaburgasından yaratmıştı. Âdem kadına: "Sen kimsin?" dedi. O, "Ben bir kadınım." dedi. Âdem: "Niçin yaratıldın?" diye sordu. Kadın: "Sen benimle birlikte yaşayasın diye." dedi. Melekler, Âdem'in ilminin derecesini ölçmek için "Ey Âdem, bu kadının ismi ne?" dediler. Âdem: "Havva." dedi. Melekler: "Niçin Havva diye adlandırıldı?" dediler. Âdem: "Çünkü o, diri bir varlıktan yaratıldı." dedi. Yüce Allah Âdem'e: "Ey Âdem, sen ve eşin cennette kalın. Orada istediğiniz yerden bol bol yiyin." dedi. Bu rivayetten anlaşıldığı gibi Hz. Havva, Hz. Âdem cennete yerleştirildikten sonra yaratılmış ve Hz. Âdem'in onunla birlikte yaşaması için var edilmiştir.
İbn-i İshak ise Hz. Havva'nın, Âdem'in cennete yerleştirilmesinden önce yaratıldığını söylemiştir. Seleme, İbn-i İshak'ın şöyle dediğini rivayet etmiştir: "Allah, İblis'i kınadıktan sonra Âdem'e yöneldi. Ona bütün isimleri öğretmişti ve ona: 'Ey Âdem, şunların isimlerini onlara bildir.' dedi. Âdem de onlara o şeylerin isimlerini söyleyince Allah: 'Ben size, göklerin ve yerin gaybını bilirim ve sizin açıkladıklarınızı da gizlediklerinizi de bilirim.' demedim mi?' dedi. (Bakara suresi, 2/33) Sonra Allah Âdem'i uyuttu. Âdem'in sol kaburgalarından birini aldı. Yerine et doldurdu. Âdem uykusuna devam ediyordu ve uyanmamıştı. Nihayet Allah, Âdem'in o kaburga kemiğinden eşi Havva'yı yarattı ve Âdem onunla yaşasın diye tam bir kadın haline getirdi. Allah Âdem'den uykuyu kaldırınca Âdem uyandı. Havva'yı yanında gördü ve ona şöyle dediği rivayet edildi: 'Benim etimden ve kanımdan eşim.' Böyle dedi ve onunla huzur buldu. (En doğrusunu Allah bilir)."
Yüce Allah, Âdem'in bizzat kendi vücudundan, onunla birlikte yaşayacak birini yarattıktan sonra ona: "Ey Âdem, sen ve eşin cennette kalın. Orada istediğiniz yerden bol bol yiyin, yalnız şu ağaca yaklaşmayın yoksa zalimlerden olursunuz." dedi.
Ayette geçen ve "bol bol" diye tercüme edilen kelimenin anlamı "bol yaşantı ve sahibini yormayan rahat geçim" demektir. Abdullah b. Abbas ve Abdullah b. Mes'ud bu kelimeyi "rahat yaşantı" anlamında açıklamışlar, Mücahid ise "hesap sorulmayan bir hayat" şeklinde yorumlamıştır.
Ayette "Şu ağaca yaklaşmayın" buyrulmaktadır.
Taberi der ki: "Arapçada 'ağaç' diye tercüme edilen kelime, sapı üzerinde dikili duran her ağaç için kullanılır."
Müfessirler, Hz. Âdem'in meyvesini yemesi yasaklanan bu ağacın hangi ağaç olduğu hakkında farklı görüşler belirtmişlerdir: Abdullah b. Abbas, Ebû Mâlik, Atıyye, Katade, Muharip b. Dinar ve Hasan-ı Basri'ye göre bu ayette geçen "ağaç"tan kasıt "başak" demektir. Bu sebeple Yüce Allah, başağı, dünyada Âdem'in soyundan gelen insanlara rızık kılmıştır. Abdullah b. Abbas, Abdullah b. Mes'ud, diğer bazı sahabeler, Süddi, Câde b. Hubeyre, Said b. Cübeyr ve Muhammed b. Kays'a göre bu ağaçtan kasıt "üzüm ağacı" demektir. İbn-i Cüreyc ise, bazı sahabelerin bu ağacın "incir ağacı" olduğunu söylediklerini rivayet etmiştir.
Taberi der ki: "Bu ağacın hangi ağaç olduğunu gösteren açık bir delil yoktur. Yüce Allah'ın, bu ağacın hangi ağaç olduğunu bize bildirmemesinden anlaşılıyor ki bunu bilmek gerekli bir şey değildir. Eğer böyle bir gereklilik olsaydı Yüce Allah onu bize mutlaka bildirirdi. Bu sebeple bu ağacın şu veya bu ağaç olduğunu söylemek yerine, Allah'ın, meyvesinin yenmesini Âdem'e yasakladığı herhangi bir ağaç olduğunu söylemek daha doğrudur."
Ayette "Yoksa zalimlerden olursunuz" buyrulmaktadır. Bunun anlamı, "Eğer ağaca yaklaşacak olursanız, kendisine izin verilmeyen şeye saldıranlardan ve sınırı aşanlardan olursunuz" demektir. Arapçada "zulüm" kelimesinin asıl anlamı "bir şeyi yerine koymamaktır."