Metin günümüz Türkçesine sadeleştirildi, hata bulunabilir.
Tefsire çift tıklayarak hızlıca not ekleyebilir, metin seçerek vurgu yapabilirsiniz.
Bir zamanlar meleklere "Âdem'e secde edin!" demiştik. İblis dışında hepsi secde etti. İblis ise direndi, kibirlendi ve inkârcılardan oldu.
Yine bir zamanlar meleklerimden Âdem'e secde etmelerini istedim. Meleklerin hepsi Âdem'e secde etti. Ancak İblis secde etmekten kaçındı, bana itaat etmekten kibirlendi ve nimetlerime nankörlük edenlerden oldu.
Taberi, bu ayetin önceki ayetlerle bağlantısını şöyle açıklamıştır: Yüce Allah, Peygamber Efendimiz'in hicret ettiği Medine çevresinde yaşayan Yahudilere ve atalarına bahşettiği nimetleri hatırlatarak onlara şöyle demektedir: "Yeryüzünde yarattığım her şeyi sizin faydanıza sunarak, atanız Âdem'i yeryüzünde halife kılıp onu üstün tutarak ve tüm melekleri ona secde ettirip onu yücelterek size ve atalarınıza verdiğim nimetleri anımsayın. Böylece azgınlık ve sapkınlıkta direnmekten vazgeçin, kurtuluş yoluna yönelin. Aksi takdirde siz de İblis gibi Allah'ın cezasına çarptırılırsınız."
Meleklerin Âdem'e secde etmesi, ona tapınmak için değil, saygı göstermek ve Allah'ın emrine uymak içindi.
Buradaki "İblis" kelimesi, "İblas" kelimesinden türemiştir. "Hayır işlemekten, pişmanlıktan ve üzüntüden uzaklaşmış, hayrı olmayan" anlamlarına gelir. İblis'in meleklerden olup olmadığı konusunda farklı görüşler bulunmaktadır. Bu görüşleri şöyle özetleyebiliriz:
a- Abdullah b. Abbas, Abdullah b. Mes'ud, bazı diğer sahabeler, Said b. el-Müseyyeb, Katade ve Muhammed b. İshak, İblis'in meleklerden biri olduğunu belirtmişlerdir. Bu konuda Dehhak, Abdullah b. Abbas'tan şunları aktarmıştır: İblis, meleklerin "Cin" adı verilen bir kabilesindendi. Meleklerin bu kabilesi, vücudun gözeneklerinden geçebilecek bir ateşten yaratılmıştı. Bu kabileden olan İblis'in adı "Haris" idi ve cennetin bekçilerinden biriydi. Bu kabilenin dışındaki melekler ise nurdan yaratılmıştır. Kur'an-ı Kerim'de bahsedilen cinler ise dumansız alevden yaratılmıştır.
Tavus da Abdullah b. Abbas'tan şunları rivayet etmiştir: "İblis, isyan etmeden önce meleklerdendi. Adı 'Azazil' idi. Yeryüzü sakinlerindendi ve meleklerin en çalışkan, en bilgili olanıydı. Bu durumu onu kibirlenmeye sürüklemişti. O, 'Cin' olarak adlandırılan bir kabileye mensuptu." Ebû Mâlik ve Ebû Salih'in Abdullah b. Abbas'tan, Mürre'nin de Abdullah b. Mes'ud ve diğer bazı sahabelerden aktardıklarına göre, İblis hakkında şunları söylemişlerdir: İblis'e dünya semasının yönetimi verilmişti. Meleklerin "Cin" olarak adlandırılan bir kabilesindendi. Cinlere bu adın verilmesinin nedeni, cennetin bekçileri olmalarıydı. İblis hem dünya semasının yöneticisi hem de cennetin bekçilerindendi. Muhammed b. İshak ise cinlere bu adın verilmesinin sebebinin, insanların gözüne görünmemeleri olduğunu belirtmiştir. Bir ayette "...İblis hariç, o cinlerdendi." (Kehf suresi, 18/50) buyrulmaktadır. Bunun anlamı, "O meleklerdendi" demektir. Çünkü melekler görünmedikleri için onlara "Cin" denmiştir.
Bir başka ayette: "Onlar, Allah ile cinler arasında bir soy bağı kurdular. Şüphesiz ki cinler de o müşriklerin, Allah'ın huzuruna çıkarılacaklarını bilirler." (Saffat suresi, 37/158) buyrulmaktadır. Burada "Cinler" ifadesinden de meleklerin kastedildiği kesindir. Zira Kureyşliler, meleklerin Allah'ın kızları olduğunu iddia ediyorlardı.
b- Hasan-ı Basri, Şehr b. Havşeb ve İbn-i Zeyd ise İblis'in meleklerden olmadığını savunmuşlardır. Bu konuda Hasan-ı Basri'nin şöyle dediği rivayet edilir: "İblis, hiçbir zaman meleklerden olmamıştır. Âdem insanların atası olduğu gibi, o da cinlerin atasıdır. Onlar da Âdemoğulları gibi doğum yoluyla çoğalırlar." Şehr b. Havşeb ise şöyle demiştir: "İblis, meleklerin kovaladığı cinlerdendi. Bazı melekler İblis'i esir alıp göğe götürmüşlerdir." Bu konuda Abdullah b. Mes'ud'un şöyle dediği aktarılmıştır: Melekler cinlerle savaşıyorlardı. İblis küçükken esir alındı. Meleklerle birlikte bulunuyor ve onlarla beraber Allah'a ibadet ediyordu. Meleklere Âdem'e secde etmeleri emredilince hepsi secde etti, İblis ise direndi. Bu sebeple Allah, "İblis hariç. Çünkü o, cinlerdendi." (Kehf suresi, 18/50) buyurdu.
İblis'in meleklerden olmayıp cinlerden olduğunu söyleyenler de delil olarak şunları ileri sürmüşlerdir:
a- İblis meleklerden olsaydı Yüce Allah'a isyan etmezdi. Çünkü Yüce Allah melekler hakkında "Allah'ın emrine karşı gelmeyen, verilen emirleri olduğu gibi yerine getiren melekler vardır." (Tahrim suresi, 66/6) buyurmaktadır.
b- Melekler evlenmez ve çocuk sahibi olmazlar. Oysa İblis'in soyu vardı. Bu konuda Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: "Beni bırakıp da İblis'i ve soyunu mu ortaklar ediniyorsunuz?" (Kehf suresi, 18/50)
c- Meleklerle cinlerin yaratılış özellikleri farklıdır. Melekler nurdan, cinler ise ateşten yaratılmıştır. Bir hadis-i şerifte şöyle buyrulmaktadır: "Melekler nurdan, cinler ise saf ateşten yaratılmıştır. Âdem ise size anlatıldığı şekilde yaratılmıştır." (Müslim, K. ez-Zühd, bab: 60, Hadis No: 2996 / Ahmed b. Hanbel, Müsned, c. 6, s. 153) Ayette de: "Allah, cinleri de dumansız saf ateşten yarattı." (Rahman suresi, 55/15) buyrulmaktadır. İblis'in kendisi de Kur'an-ı Kerim'in beyanına göre, Hz. Âdem'e secde etme emrine itiraz ederek şöyle demiştir: "Ben ondan daha hayırlıyım. Çünkü beni ateşten, onu ise çamurdan yarattın." (A'raf suresi, 7/12) İblis kendisini bizden daha iyi bilmektedir. Kur'an da bunun böyle olduğunu şöyle açıklamaktadır: "Cinleri de daha önce, insan vücudunun gözeneklerinden geçebilen bir ateşten yarattık." (Hicr suresi, 15/27)
d- Kur'an-ı Kerim, Kehf suresinde İblis'in cinlerden biri olduğunu açıkça belirtmektedir: "Hani bir zaman biz meleklere: 'Âdem'e secde edin!' demiştik de İblis'in dışında bütün melekler secde etmişlerdi. Cinlerden olan İblis ise Rabbinin emrinden çıkmıştı." (Kehf suresi, 18/50) Bu ifade, İblis'in meleklerden olmadığını açıkça göstermektedir.
Taberi, Yüce Allah'ın meleklerin bir kısmını nurdan, diğer bir kısmını ateşten yarattığının söylenemeyeceğini, ayrıca meleklerin nurdan yaratıldığına dair açık bir delil bulunmadığını belirtmiştir. Meleklerin bir kısmının evlenip çoğalacaklarını söylemenin de onları melek olmaktan çıkarmayacağını ifade ederek, bu sebeple birinci görüşü (İblis'in meleklerden olduğu görüşünü) tercih etmenin daha uygun olacağını söylemiştir.
Ayette sonunda: "İblis hariç, o direndi." buyrulmaktadır. Bunun anlamı: "İblis, Âdem'e secde etmemekte direndi. Allah'ın emrine boyun eğmeye karşı böbürlendi ve kibirlendi." demektir.
Taberi şöyle der: "Bu ayet, özellikle İblis'i ansa da, Allah'ın emir ve yasaklarına kibirlenerek boyun eğmeyen ve Allah'ın birbirlerine karşı yerine getirmelerini emrettiği görevleri yapmayan herkesi de kapsar."
Allah'ın emirlerine boyun eğmeyen, O'na itaate teslim olmayan ve başkalarına karşı olan görevlerini yerine getirme hükmüne razı olmayan topluluklardan biri de Yahudilerdir. Yahudiler, Peygamber Efendimiz'in hicret ettiği topraklarda yaşamalarına, hahamlarının Peygamber Efendimiz'in özelliklerini önceden bildirmeleri sayesinde onun hak peygamber olduğunu anlamalarına rağmen, peygamberliğini kabul etmeye karşı kibirlenmişler ve sırf kıskançlıklarından dolayı Allah'ın emirlerine uymamışlardır. İşte Yüce Allah, kıskançlığı ve kibri yüzünden Âdem'e secde etmeyen İblis'i bu Yahudilere örnek göstererek, onların da kıskançlık ve kibirleri yüzünden Hz. Muhammed'in (sallallahü aleyhi ve sellem) hak peygamber olduğunu itiraf etmediklerini bildirmekte ve onları da İblis gibi cezalandırılmakla tehdit etmektedir.
İblis, Allah'ın kendisine verdiği nimetlere karşı nankörlük etmiş, Rabbinin emrine boyun eğmemiştir. Yahudiler de kendilerine ve önceki atalarına verilen kudret helvası ve bıldırcın eti gibi çeşitli nimetlere karşı nankörlük etmiş, Hz. Muhammed'in hak peygamber olduğunu kabul etmemişlerdir