Metin günümüz Türkçesine sadeleştirildi, hata bulunabilir.
Tefsire çift tıklayarak hızlıca not ekleyebilir, metin seçerek vurgu yapabilirsiniz.
Yeryüzünde ne varsa hepsini sizin için yaratan O'dur. Sonra göğe yönelip onları yedi kat gök olarak düzenleyen de O'dur. O, her şeyi çok iyi bilendir.
Kendi lütfu ve ikramı olarak, yeryüzündeki bütün gıda maddelerini ve diğer eşyayı sizin için yaratan Allah'tır. Sonra göğe yönelip oraları yedi kat gök şeklinde düzenleyen de O'dur. Allah, onları kudretiyle tanzim etti ve yedi kat gök olarak yarattı. Allah, işlerinizi, durumlarınızı, gizlediğiniz ve açıkladığınız her şeyi eksiksiz ilmiyle bilendir.
Allah, bu ayetinde günahkarlara ve onların dostları olan Yahudi hahamlarına ve atalarına lütfettiği, daha sonra da Allah'a isyan etmeleri sebebiyle kendilerinden aldığı nimetlerini anmaktadır. Böylece onları, geçmişteki atalarını uğrattığı gibi azaba uğratacağı tehdidiyle uyarmakta, derhal tövbe ederek kendisine yönelmelerini ve ancak bu şekilde kurtulabileceklerini açıklamaktadır.
Evet, Allah bu ayette yeryüzünde bulunan her şeyin insanoğlu için yaratıldığını belirtmiştir. Gerçek şu ki, yeryüzünde bulunan her şey hem dini hem de dünyevi açıdan insanoğlunun faydasınadır. Dini açıdan, yeryüzündeki bütün varlıklar Allah'ın birliğini gösteren birer delildir. Bunlar, kulun, tevhid inancını kabul etmesini sağlarlar. Dünyevi açıdan ise, yeryüzündeki varlıklar, insanın yaşamasını, Rabbine itaat etmesini ve emirlerini yerine getirmesini sağlarlar. Bu bakımdan, yeryüzünde ne varsa din ve dünya yönünden, insanın faydası için yaratılmıştır.
Ayette "Sonra göğe yöneldi" şeklinde tercüme edilen ifadesi geçmektedir.
Taberi, bu ifadenin müfessirler tarafından şu şekillerde açıklandığını belirtmiştir.
Bazı alimlere göre cümlenin anlamı "Göğe doğru yöneldi." demektir. Diğer bazı alimlere göre ise bu cümlenin anlamı "Allah zatıyla değil, yapacağı işlerle göğe yöneldi." demektir.
Başka bazı alimlere göre de bu cümlenin anlamı "Daha önceki işleri bitirip göğü yaratmaya girişti." demektir. Diğer bazı alimlere göre ise "Allah, göğe çıktı." demektir. Yine başka bazı alimlere göre "Allah'ın, yeryüzü için bir gök haline getirdiği duman, göğe yükseldi.." demektir.
Taberi, Arap dilinde kelimesinin şu anlamlara geldiğini belirtmiştir: "Erkeğin gençlik ve gücü sona erdi", "Kişinin zor olan işleri düzeldi", "Kişi bir şeyi yapmak üzere ona yöneldi", "Bir şeyi elde etti ve kuşattı", "Yükseldi, yukarıya çıktı."
Taberi, ayetteki kelimesinin "yükselme ve yukarıya çıkma" anlamında açıklanmasının daha uygun olduğunu, ayetin anlamının, "Allah göklere yükselerek onları yedi kat gök olarak yarattı ve kudretiyle onları düzene koydu." demek olduğunu söylemiştir.
Taberi diyor ki: "Ayette geçen kelimesini "yükselme" anlamına yorumlamaktan kaçınanlar, buna gerekçe olarak Allah'a "yükselme" sıfatını atfetmemeyi göstermişlerdir. Böyle yorumladıkları takdirde, Allah'ın daha önce göğün altındayken daha sonra göğün üstüne çıktığını söylemiş olacaklarını, bunun ise Allah'a uygun olmadığını belirtmişlerdir. Fakat onlar, kelimesini "Daha sonra göğe yöneldi" şeklinde açıklarken, kaçınmak istedikleri duruma düşmüşlerdir. "Allah daha önce göğe sırt mı çevirmişti de şimdi yönelmiş oldu?" sorusuyla karşılaşmışlardır. Şayet onlar derlerse ki "Buradaki yönelmeden maksat, bir şey yapmak için yönelmek değil, yönetmeye ve idare etmeye yönelmedir." Onlara denilir ki: "Yükselme ve çıkma" da bir yerden çıkıp diğer yere yükselme anlamına değil, "mülkü ve egemenliği ile yükselme ve çıkma" demektir."
Taberi, bu konuda söylenecek her sözü belirtip geçersiz olduğunu kanıtlamanın mümkün olduğunu, ancak bu kadar açıklamanın diğer itirazlar için de yeterli olacağını ve bu konuyu daha fazla uzatmak istemediğini belirtmiştir.
Taberi diyor ki: "Allah'ın göğe yükselmesi, onları duman halinde yaratmasından sonra ve yedi kat gök haline getirmesinden öncedir. Nitekim bu konuda başka bir ayette şöyle buyrulmaktadır: "Sonra Allah'ın iradesi duman halinde bulunan göğe yöneldi. Göğe ve yere, 'İsteyerek veya istemeyerek gelin!' dedi. Onlar da 'İsteyerek geldik.' dediler." (Fussilet suresi, 41/11)
Ayette "Düzenledi" diye tercüme edilen ifadesi geçmektedir. kelimesinin temel anlamı "hazırlama", "yaratma", "düzene koyma" ve "düzeltme"dir. "Gök" kelimesi cins isim olduğu için bazen tekil, bazen de çoğul olarak kullanılır. zamiri kelimenin sonunda bulunarak buradaki "Gök" kelimesinin çoğul anlamda kullanıldığını göstermektedir.
Muhammed b. İshak, yerin ve göklerin yaratılma aşamaları hakkında şunları söylemiştir: "Allah önce aydınlığı ve karanlığı yaratmıştır. Sonra onları birbirinden ayırmış, karanlığı her şeyi kaplayan karanlık bir gece, aydınlığı da her şeyi aydınlatan aydınlık bir gündüz yapmıştır. Sonra yedi kat göğü dumandan var etmiştir. Allah daha iyi bilir ya, zannederiz ki bu duman sudan yükselmiştir. Böylece gökler bağımsız bir hale gelmişlerdi fakat Allah onları henüz sağlamlaştırmamıştı. Dünya semasında karanlık geceyi ve aydınlık gündüzü var etti. Henüz güneş, ay ve yıldızlar yokken gökte gece ve gündüz vardı. Sonra Allah, yeryüzünü düzenledi. Onu dağlarla sağlamlaştırdı. Orada çeşitli gıda ve rızıkları yarattı ve yeryüzüne dilediği canlıları yaydı. Böylece yeryüzünü ve onun üzerinde bulunan rızıkları ve besinleri dört günde yaratmış oldu. Sonra duman halinde bulunan göğe yöneldi. Onu sağlamlaştırdı. Dünya semasında güneşi, ayı ve yıldızları yarattı. Her göğe de emrini bildirdi. Onları da iki günde yarattı. Böylece gökleri ve yeri altı günde yaratmış oldu. Daha sonra, göklerin üzerine yükselerek göklere ve yere "Sizin için dilediğim şeylere, isteyerek veya istemeyerek gelin." dedi. Onlar da "İsteyerek geldik" dediler."
Abdullah b. Mes'ud, Abdullah b. Abbas ve bazı sahabeler özetle şunları söylemiş, evrenin yaratılış aşamalarını şöyle belirtmişlerdir: "Allah'ın Arş'ı suyun üzerinde bulunuyordu. Suyu yaratmadan önce, yaratıldığı belirtilenlerden başka bir şey yaratmamıştı. Canlıları var etmeyi dileyince sudan duman (buhar) çıkardı. Buhar suyun üzerine yükseldi. Allah ona "yükselen" anlamına gelen "Sema" adını verdi. Sonra suyu kuruttu. Onu tek bir kütle haline getirdi. Sonra onu parçaladı. Onu, pazar ve pazartesi günlerinde yedi yeryüzü katmanına dönüştürdü. Yeryüzü sarsıldı. Bunun üzerine dağları var ederek sarsıntıyı durdurdu. Yeryüzünün dağlarını ve orada yaşayacak olanların rızıklarını, salı ve çarşamba olmak üzere iki günde yarattı.
Böylece yeryüzünün yaratılması dört günde tamamlanmış oldu. Sonra duman halinde bulunan göğe yöneldi. Bu duman, suyun buharlaşmasından oluşmuştu. Allah onu tek bir gök yapmıştı. Sonra onu yayarak perşembe ve cuma günlerinde yedi gök katmanına dönüştürdü. "Birleştirme" anlamına gelen cuma gününe bu ismin verilmesi: O günde göklerle yerin yaratılışının birleştirilmesinden ve dumanın oluşmasındandır. Allah, her göğe emrini bildirdi. Yani her gökte melekler ve diğer yaratıkları var etti. Sonra dünya semasını yıldızlarla süsledi. Yıldızları hem bir süs aracı hem de gökyüzünü şeytanlardan koruyucular olarak var etti. Allah, dilediği şeyleri yarattıktan sonra, Arş'ına yükseldi.
Bu görüşü aktaran sahabeler şu ayetleri okumuşlardır: "Allah, yeryüzü sizi sarsmasın diye oraya sabit dağlar yerleştirdi. Orada ırmaklar ve istediğiniz yere şaşırmadan ulaşabilmeniz için yollar yarattı." (Nahl suresi, 16/15)
"Ey Muhammed, onlara de ki: "Siz, yeri iki günde yaratanı inkar edip ona ortaklar mı koşuyorsunuz? İşte O, alemlerin Rabbi olan Allah'tır." "O, yeryüzünün üzerine sabit dağlar yerleştirdi ve orayı bereketlendirdi. Orada yaşayanların rızıklarını belirledi. Bütün bunları tam dört günde yarattı. Bu, soranlar için bir açıklamadır." "Sonra Allah'ın iradesi, duman halinde bulunan göğe yöneldi. Göğe ve yere, 'İsteyerek veya istemeyerek gelin!' dedi. Onlar da 'İsteyerek geldik.' dediler." (Fussilet suresi, 41/9-11) "Gökleri ve yeri altı günde yaratan, sonra Arş'a hükmeden O'dur. O, yere gireni ve çıkanı, gökten ineni ve göğe çıkanı bilir. Nerede olursanız olun, O sizinle beraberdir. Allah, yaptıklarınızı çok iyi görendir." (Hadid suresi, 57/4) "İnkarcılar, gökler ve yer birbirine bitişikken onları ayırdığımızı ve her canlıyı sudan yarattığımızı bilmezler mi? Hala iman etmiyorlar mı?" (Enbiya suresi, 21/30)
"Yeryüzünde ne varsa hepsini sizin için yaratan O'dur..." ayetinin sonunda "O, her şeyi çok iyi bilendir." buyrulmaktadır. Bunun anlamı şudur: "Ey münafıklar ve ey Kitap Ehli'nden inkara düşen kafirler, dillerinizle söylediğinize kalpten inanmamanız, gökleri, yeri ve orada bulunanları yaratan Allah'tan gizli değildir. Bilakis O, sizin de dışınızdakilerin de her halini çok iyi bilendir."
"Göğün yedi kat olarak düzenlenmesi" ifadesini müfessirler çeşitli şekillerde açıklamışlardır:
Günümüz astronomi biliminin verilerine göre, evrenin genişliği "eksi sonsuz, artı sonsuz" olarak ifade edilmektedir. Dolayısıyla bu aleme bir sınır çizilememektedir. Durum böyle olunca insanoğlu acizliğini itiraf etmekte ve Yüce Allah'ın yarattığı evren düzeninin boyutları hakkında bir şey söyleyememektedir. İşte böyle genel bir acizlik halinin yaşandığı bir konuda söylenecek şeyler de o oranda az oluyor ve kesinlik ifade etmiyor. Bu durum karşısında müfessirlerin söylediklerini çok kısa olarak şöylece sunalım:
"Dünyanın dışında bulunan bütün yıldızların süslediği maddi alem, bir sema, bir göktür. Bunun ötesinde daha altı gök katmanı vardır. Fakat bunların niteliğini şimdilik bilemiyoruz. Allah, her şeyin en iyisini bilendir."