Metin günümüz Türkçesine sadeleştirildi, hata bulunabilir.
Tefsire çift tıklayarak hızlıca not ekleyebilir, metin seçerek vurgu yapabilirsiniz.
Allah'ı nasıl inkâr edersiniz? Oysa sizler ölüydünüz, sizi O diriltti. Sonra sizi öldürecek, sonra tekrar diriltecektir. En sonunda O'na döndürüleceksiniz.
Allah'ın, sizi öldürdükten sonra tekrar diriltme gücünü nasıl inkâr edersiniz? Halbuki sizler, atalarınızın belinde cansız bir damlacık suydunuz. Sizleri, bütün organları yerli yerinde ve güzel bir varlık olarak O yarattı. Sizleri, en güzel bir bedene sahip canlılar yaptı. O, sizi yoktan var ettikten sonra öldürecek ve yok ettikten sonra da aynı şekilde diriltecektir. Kudretiyle bunu yapan Allah, amellerinizin karşılığını vermek için sizleri huzurunda toplamaktan elbette ki aciz değildir. En sonunda O'na döndürüleceksiniz. Ahirette sizi ödüllendirmek ve cezalandırmak için hesap verme alanında toplayacaktır.
Bu ayet-i kerimede geçen "iki defa öldürülme" ve "iki defa diriltme"den neyin kastedildiği hakkında çeşitli açıklamalar yapılmıştır.
Abdullah b. Abbas, Abdullah b. Mes'ud, Ebul Âliye ve diğer bazı alimlere göre bu ayetin açıklaması şöyledir: "Sizler, dünyaya gelmeden önce adı sanı olmayan bir şeydiniz. Ölü gibiydiniz. Sonra Allah size hayat verip dünyaya getirdi. Eceliniz gelince sizi öldürecek, kabir alemine gönderecek, sonra kıyamet kopunca sizleri tekrar diriltecek ve huzurunda toplayarak hesap soracaktır."
Abdullah b. Mes'ud, Ebû Malik ve Mücahid, Bakara Suresi'ndeki bu ayet ile Mü'min Suresi'ndeki şu ayetin birbirini açıkladığını söylemişlerdir. Mü'min Suresi'nde şöyle buyuruluyor:
"Kıyamet günü kafirler şöyle derler: 'Ey Rabbimiz, bizi iki defa öldürdün, iki defa da dirilttin. Biz de günahlarımızı itiraf ettik. Şimdi bir kurtuluş yolu var mıdır?'" (Mü'min Suresi, 40/11) Yani: "Biz, yaratılmadan önce herhangi bir şey değilken sen bizi, ölüler gibi kılmıştın. Birinci öldürmen bu idi. Bizi yarattıktan sonra hayatımıza son verip öldürdün. Böylece bizi iki kere öldürmüş oldun. Bizi, ilk dünyaya geldiğimizde hayat vererek dirilttin. Öldürüp kabre göndermenden sonra kıyamet gününde tekrar dirilteceksin. Böylece bizi, iki defa da diriltmiş olacaksın" demektir.
Ebû Salih ise bu ayeti şöyle açıklamıştır: "Sizler ölüp kabre girdikten sonra Allah orada, sorguya çekilmeniz için sizi diriltti. Kabirde iken tekrar öldürdü. Kıyamet gününde de tekrar diriltecektir."
Katade ise bu ayeti şöyle açıklamıştır: "Siz, babalarınızın belinde iken ölülerdiniz. Allah sizi dünyaya getirip diriltti. Sonra sizi öldürüp kabre gönderdi. Daha sonra da kıyamet gününde sizi diriltip huzurunda toplayacaktır. Böylece iki ölüm iki de hayat gerçekleşmiş olacaktır."
İbn-i Zeyd ise bu ayeti şöyle açıklamıştır: "Siz, atanız Âdem'in belinde iken Allah sizi diriltip, sizin Rabbiniz olduğuna dair sizden söz aldı. Söz aldıktan sonra sizleri öldürdü. Sizleri tekrar annenizin rahminde diriltti. Eceliniz gelince de öldürdü. Kıyamet günü gelince de tekrar diriltecektir." İbn-i Zeyd bu görüşlerini anlatırken şu ayetleri okumuştur: "Rabbin, Âdemoğullarının bellerinden zürriyetlerini çıkarmış, onları kendi nefislerine şahit tutarak 'Ben sizin Rabbiniz değil miyim?' demiş, onlar da 'Evet şahidiz sen bizim Rabbimizsin' diye cevap vermişlerdi. Bu, kıyamet gününde 'Bizim bundan haberimiz yoktu.' dememeniz içindir." "Yahut da 'Daha önce babalarımız Allah'a ortak koşmuşlardı. Biz de onların arkalarından gelen zürriyetleriyiz. Şimdi o, hakkı batıl gösterenlerin yaptıkları yüzünden bizi helak mi edeceksin?' dememeniz içindir." (A'raf Suresi, 7/172, 173)
Diğer bazı alimler ise bu ayette geçen birinci ölümden maksadın, erkeğin menisinin vücudundan ayrılarak kadının rahmine dökülme anı olduğunu söylemişlerdir. Zira bu anda meni, kendisine ruh üfleninceye kadar ölüdür. Sonra Allah ona ruhu üfleyerek sapasağlam bir insan meydana getirir. Vadesi yettiğinde onun ruhunu alarak tekrar öldürür. Kul, kabirde kıyamet kopuncaya kadar ölü olarak devam eder. Nihayet İsrafil sura üfürünce kıyamet kopar. Böylece insanlar bir daha diriltilmiş olur. İşte iki kere ölümden ve iki kere dirilmeden maksat budur.
Taberi, bu görüşlerden birincisinin tercih edilmeye değer olduğunu, diğerlerinin ise eleştirilebileceklerini belirtmiş ve özetle şunları söylemiştir: Bu görüşlerden tercih edilmeye değer olanı, Abdullah b. Mes'ud ve Abdullah b. Abbas'tan nakledilen şu görüştür: "Sizler, atalarınızın belinde meni halindeyken, tanınmayan ve adı anılmayan şeylerdiniz. Bu bakımdan adı sanı olmayan ölüler gibiydiniz. Sonra Allah sizi tam bir insan olarak yarattı. Tanındınız ve adınız anılır oldu. Sonra sizin ruhunuzu alarak sizi öldürdü. Dirilinceye kadar berzah aleminde yani kabirde bekletti. Adınız sanınız anılmaz oldu. Sonra Allah'ın huzuruna varıp hesap veresiniz diye ruhlarınızı tekrar cesetlerinize iade edip sizleri diriltecektir."
Bu hususta diğer ayetlerde de şöyle buyurulmaktadır: "O gün insanlar, gözleri baygın bir halde kabirlerinden çıkarlar. Tıpkı etrafa yayılmış çekirgeler gibi." (Kamer Suresi, 54/7) "Sura üfürülünce bir de bakarsın ki, onlar kabirlerinden kalkmışlar Rablerine koşuyorlar." (Yasin Suresi, 36/51)
"Sizler ölülerdiniz, O sizi diriltti." ayet-i kerimesi, dilleriyle "Allah'a ve ahiret gününe iman ettik." deyip de kalpleriyle iman etmeyen münafıkları kınamakta ve ayıplamaktadır. Ayet-i kerime onlara: "Siz, Allah'ı ve ölümünüzden sonra sizi diriltme ve hesaba çekme kudretini nasıl inkara kalkışırsınız? Halbuki O sizi yoktan var etti, sonra öldürecek, daha sonra da tekrar diriltip hesaba çekecektir." buyurmaktadır