Metin günümüz Türkçesine sadeleştirildi, hata bulunabilir.
Tefsire çift tıklayarak hızlıca not ekleyebilir, metin seçerek vurgu yapabilirsiniz.
Şimşeğin çakması neredeyse gözlerini kör eder. Şimşek onları aydınlattıkça ışığında yürürler. Üzerlerine karanlık çöktüğünde ise oldukları yerde kalakalırlar. Eğer Allah dileseydi, onların işitme ve görme duyularını yok ederdi. Şüphesiz ki Allah, her şeye gücü yetendir.
Şimşeğin ışığının şiddeti ve parlaklığı neredeyse gözlerini kör eder. Şimşek onları aydınlattığında ışığında yürürler. Şimşeğin aydınlığı üzerlerinden çekilip karanlık çöktüğünde ise yürüyemez hale gelir, bulundukları yerde donakalırlar. Eğer Allah dileseydi, onların işitme ve görme duyularını ortadan kaldırırdı. Şüphesiz ki Allah, her şeye gücü yetendir.
Bu ayette iman, çevreyi aydınlatan bir ışığa; inkâr, ikiyüzlülük (nifak) ve şüphe ise karanlığa benzetilmiştir. İkiyüzlüler (münafıklar) imana yaklaştıklarında onun ışığından faydalanmakta, ondan uzaklaştıkça da ikiyüzlülüğün zifiri karanlıklarına gömülmektedirler.
Bunların iman ışığından faydalanmaları çok az ve kısa süreli olduğu için, bu faydalanma, gecenin karanlığında şimşeğin ortalığı bir anlık aydınlatmasından yararlanan kişinin elde ettiği faydaya benzetilmiştir. Ayrıca iman ışığı çok güçlü olduğu için, şimşeğin kuvvetli ışığına benzetilmiştir. İkiyüzlülerin iman ışığından faydalanmaları, dünyada elde ettikleri çıkarlardır. Düşmanlara karşı kazanılan zafer ganimetlerinden yararlanma, mal ve soylarının çoğalması ve mallarını güvenceye almaları bu tür çıkarlardandır. Bu çıkarları elde ettikçe memnun olurlar. Aksi takdirde İslam'a kızarlardı.
Bu ayette "Eğer Allah dileseydi onların işitme ve görmelerini giderirdi." buyrulmakta ve inkârcılar (kâfirler), göz ve kulaklarının yok edileceğiyle tehdit edilmektedirler. Diğer organlarının yok edileceğiyle tehdit edilmemişlerdir. Bunun sebebi, göz ve kulakların bu ve daha önce geçen "Şimşeğin çakması neredeyse gözlerini kör eder." "Ölüm korkusuyla parmaklarını kulaklarına tıkarlar." ayetlerinde bu organlar zikredildiği için ikiyüzlüler (münafıklar) bu organlarının yok edilmeleriyle tehdit edilmişlerdir. Nitekim bundan önceki ayette de "Allah, inkârcıları çepeçevre kuşatmıştır." ifadesiyle tehdit edilmişlerdir. Böylece, Yüce Allah'ın güç ve kudret sahibi olduğunu hissetsinler, kendilerini cezalandırmasından kaçınsınlar ve yaptıklarından vazgeçip Allah'a tövbe etmeye yönelsinler.
Ayette, Yüce Allah kendini her şeye gücü yeten olarak nitelendirmiştir. Böylece ikiyüzlüleri (münafıkları) yakalamasından ve cezalandırmasından sakındırmıştır. Onlara "Ey ikiyüzlüler, benim, Peygamberimin ve bana iman eden müminlerin sizi aniden yakalamamızdan korkun. Zira ben, bunları yapmaya kadirim." buyurmuştur.
Bakara suresinin buraya kadar zikredilen yirmi ayetinde insanlar dört kısma ayrılmıştır. Bunlardan birincisi gerçek müminlerdir. İlk dört ayet, bunları ve ahirette görecekleri mükâfatı açıklamaktadır.
İkincisi ise açıkça inkârcı (kâfir) olanlardır. Müminleri tanımlayan ayetlerden sonra gelen iki ayet de bunları anlatmaktadır.
Üçüncüsü ise tam ikiyüzlü (münafık) olanlardır. Etrafı aydınlatmak için ateş yakan kimseler bunlara örnektir.
Dördüncüsü ise, imanla ikiyüzlülük (münafıklık) arasında bocalayan kimselerdir. Yağmurlu karanlık gecede, gök gürültüsünden kurtulmak için parmaklarını kulaklarına tıkayan ve etrafı aydınlatan şimşekten faydalanmaya çalışan kimseler de bunlara örnektir.
Peygamber Efendimiz bir hadisinde şöyle buyuruyor:
"Kalpler dört kısımdır:
Birincisi, içinde kandil gibi bir şey yanan ve parlayan arınmış kalp,
İkincisi perdelenmiş, perdesinin ağzı bağlanmış kalp,
Üçüncüsü ters dönmüş kalp,
Dördüncüsü ise teneke gibi olan kalptir. Arınmış olan kalp, müminin kalbidir. İçindeki kandil ise onun nurudur (ışığıdır). Perdelenmiş kalp ise inkârcının (kâfirin) kalbidir. Ters dönmüş olan kalp de ikiyüzlünün (münafığın) kalbidir. Bu kimse önce İslam'ı kabul etmiş, daha sonra dönmüştür. Teneke gibi olan kalp ise içinde hem imanı hem de ikiyüzlülüğü (münafıklığı) barındırmaya çalışan kalptir. Ondaki iman, temiz suların beslediği bir baklaya benzer. İkiyüzlülük ise, kan ve irinin toplandığı bir yaraya benzer. Onların hangisi galip gelirse kalp o tarafa yönelir. Ahmed b. Hanbel, Müsned, c. 3, s. 17"
Peygamber Efendimiz bir diğer hadisinde de ikiyüzlüyü (münafığı) tanıtarak şöyle buyuruyor:
"Kimde şu dört özellik bulunursa o kimse tam bir ikiyüzlüdür (münafıktır). Bu özelliklerden sadece bir tanesi kendisinde bulunan kimse ise, bunu terk edinceye kadar ikiyüzlülükten (münafıklıktan) bir özellik taşımaktadır. Bu özellikler şunlardır: Ona bir şey emanet edildiğinde emanete ihanet eder. Konuştuğunda yalan söyler. Söz verdiğinde sözünden döner. Birisiyle tartıştığında haddini aşar (haktan ayrılır, edepsizleşir). Buhari, K. el-İman, bab: 24 / Müslim, K. el-İman, bab 106, H.N. 58. Diğer bir hadiste de şöyle buyrulmaktadır:
"İkiyüzlünün (münafığın) alameti üçtür: Konuştuğunda yalan söyler. Söz verdiğinde sözünden döner. Kendisine bir şey emanet edildiğinde emanete hıyanet eder. Buhari, K. el-İman, bab: 24 / Müslim, K. el-İman, bab: 107, Hadis No: 20"