Metin günümüz Türkçesine sadeleştirildi, hata bulunabilir.
Tefsire çift tıklayarak hızlıca not ekleyebilir, metin seçerek vurgu yapabilirsiniz.
Onlar, doğru yol yerine sapıklığı satın aldılar. Bu yüzden ticaretleri kâr getirmedi ve doğru yolu da bulamadılar.
Onlar, sapıklığı satın alıp hidayeti terk ettiler. İmanı inkârla değiştirdiler. Böylece ticaretleri kârlı olmadı, aksine zarar ettiler. Bunlar, doğru yolu bulan kişiler değildir. Sapıklığı hidayete tercih etmelerinde, imanı inkârla değiştirmelerinde akıllıca davranmadılar.
Ayet-i kerimede geçen ve "Doğruluğa karşılık sapıklığı satın aldılar" diye tercüme edilen ifade, müfessirler (Kur'an yorumcuları) tarafından çeşitli şekillerde açıklanmıştır.
Abdullah b. Abbas, Abdullah b. Mes'ud ve diğer bazı sahabeler, bu ifadeyi "Sapıklığı alıp hidayeti terk ettiler" şeklinde açıklamışlardır.
Katade ise "Sapıklığı hidayete tercih ettiler" şeklinde açıklamış; Mücahid de "Önce iman edip sonra inkâr ettiler" şeklinde yorumlamıştır.
Taberi şöyle der: "Ayet-i kerimeyi "Sapıklığı hidayete tercih ettiler" şeklinde açıklayanlar, Arapların "satın alma" kelimesini "tercih etme" anlamında kullandıklarını dikkate alarak ve şu ayet-i kerimeyi de göz önünde bulundurarak ayeti bu şekilde yorumlamışlardır: "Semud'a gelince, biz onlara doğru yolu gösterdik. Fakat onlar, körlüğü hidayete tercih ettiler. Bunun üzerine onları, kazandıkları günahlar yüzünden o alçaltıcı azabın yıldırımı çarptı." (Fussilet Suresi, 41/17)
Taberi şöyle devam eder: "Her ne kadar bu açıklama tarzı yorumlardan biri olsa da ben bu açıklama tarzını tercih etmiyorum. Çünkü Yüce Allah, ayetin devamında "Ticaretleri kâr getirmedi" buyurmaktadır. Bu da ayette geçen "satın alma" kelimesinin, "bir şeyi verip karşılığında bir şey alma" anlamında kullanıldığını gösterir ki, "bir şeyi diğerine tercih etme" şeklinde yorumlanmasına uygun değildir."
... Ayet-i kerimeyi "Önce iman edip sonra inkâra düştüler" şeklinde yorumlamak ise kabul edilebilir bir yorum şekli değildir. Çünkü bu ayetten önce ve sonra geçen ayetlerden herhangi birinde, münafıkların gerçekten iman ettiklerini gösteren hiçbir işaret bulunmamaktadır. İşte tüm bu sebeplerden dolayı, Abdullah b. Abbas ve Abdullah b. Mes'ud'dan rivayet edilen "Sapıklığı alıp hidayeti terk ettiler" şeklindeki açıklama, tercih edilmeye değerdir. Çünkü her inkârcı, imanı verip yerine inkârı almış olur. Böylece sanki bir eşyayı verip karşılığında başka bir eşyayı satın almış gibi davranır. Nitekim buna benzer bir ifade de şu ayet-i kerimede geçmektedir: "Yoksa siz de peygamberinize daha önce Musa'ya sorulduğu gibi sormak mı istiyorsunuz? Kim, imanı inkârla değiştirirse şüphesiz doğru yoldan sapmıştır." (Bakara Suresi, 2/108)
Evet, münafıklar ve inkârcılar, hidayetle sapıklığı değiştirmişlerdir. Böylece Allah onları saptırmış, hidayet nurunu onlardan çekip almış ve hepsini inkârın karanlıkları içinde bırakmıştır.
Ayet-i kerimede, "Böylece ticaretleri kâr getirmedi" buyurulmaktadır. Çünkü inkârcılar ve münafıklar, körlüğü, şaşkınlığı, korkuyu ve ürkekliği basirete (gerçekleri görme yeteneğine), doğru yola ve güven içinde olmaya tercih ederek, bu tür alışverişlerinde kâr etmemiş, aksine zarar etmişlerdir. Kendilerini ahirette şiddetli bir azaba sürüklemişlerdir.
Ayet-i kerimede, "Doğru yolu da bulamadılar" buyurulmaktadır. Yani, inkârcılar, sapıklığı hidayete tercih ederek, imanı bırakıp inkârı seçerek, müminliği reddedip münafık olarak akıllıca bir iş yapmamışlardır