Metin günümüz Türkçesine sadeleştirildi, hata bulunabilir.
Tefsire çift tıklayarak hızlıca not ekleyebilir, metin seçerek vurgu yapabilirsiniz.
İbrahim şöyle dedi: “Ey Rabbim, bu şehri güvenli kıl. Halkından, Allah’a ve ahiret gününe inananları mahsullerle rızıklandır.” Allah da şöyle dedi: “Kim inkâr ederse, onu bir süre geçindirir, ardından cehennem azabına uğratır; orası ne kötü bir yerdir.”
İbrahim şöyle dedi: “Ey Rabbim, bu şehri zorların saldırısından koru. Şehri cezalandırma. Ey Rabbim, kâfir olmayanları, Mekke’de yaşayan müminleri çeşitli mahsullerle rızıklandır.” Rabbi de İbrahim’e şöyle dedi: “Kim inkâr ederse, onu da rızıklandırırım. Çünkü iyilerin de, kötülerin de rızıklarını veririm. Kıyamet gününe kadar onları dünyadaki mahsullerle bir süre geçindiririm. Sonunda ise yüzüstü süründürerek cehennem azabına gönderirim. Bu dünya nimetlerinden sonra varılacak cehennem ne kötü bir yerdir.”
* Ayet-i Kerime’de Hazreti İbrahim’in, Mekke’nin güvenli bir yer olması için Allah’a dua ettiği belirtilir. Mekke’nin güvenli bir yer olması, hem zorbalara karşı hem de sel, deprem gibi felaketlere karşı istenmiştir. Ancak Mekke’nin güvenli bir yer olması, Hazreti İbrahim’in duasından önce mi yoksa sonrasında mı gerçekleşmiştir sorusu müfessirler arasında tartışma konusudur.
a) Abdullah b. Abbas ve Ebû Şüreyh el-Huzaî gibi bazı müfessirler, Allah’ın, Harem bölgesini, gökleri ve yeri yarattığı günden itibaren hem zorların saldırısına hem de maddi felaketlere karşı güvenli bir yer kıldığını söyler. Hazreti İbrahim’in, Harem bölgesinin güvenli olmasını istemesi, zorbalara ve felaketlere karşı koruma talebi değil, orada yaşayan aile fertlerini kıtlık ve susuzluktan koruma isteğidir. Çünkü İbrahim, oğlu İsmail ve eşi Hacer’i bu bölgeye yerleştirirken orada ne ekin ne de hayvan bulunuyordu. Rabbine, oraya bıraktığı hanımı ve çocuğu korumasını, açlık ve susuzluktan ölmemelerini diledi. Bu görüşteki müfessirler, delil olarak Resûlullah’ın şu hadisini gösterirler:
“Şüphesiz ki Allah, Mekke’yi, gökleri ve yeri yarattığı günden itibaren haram (her türlü eziyetin yasak olduğu yer) kıldı. Burası, kıyamete kadar haram bir yer olarak kalacaktır. Burası benden önce kimseye helal kılınmadı, benden sonra da kimseye helal kılınmayacaktır. Buranın avı kovalanamaz, dikeni koparılamaz, otu biçilemez. Burada kaybolan şeyi toplamak ancak bu iş için görevlendirilmiş kişiye (tellala) helaldir.” Bu hadis üzerine Abdülmuttalib’in oğlu Abbas şöyle dedi: “Ey Allah’ın Resulü, ‘İzhir’ otunu hariç tut. Çünkü bu ot, demirciler ve evler için yakıt olarak gereklidir.” Resûlullah bir süre sessiz kaldı, ardından “İzhir otu hariç, helaldir” buyurdu. (Kaynak: Buhari, K. el-Megazi, s. 53; Davud K. el-Menasik, s. 90; UN 2017)
Hanefi mezhebine göre, bu bölgede koparılması yasak olan bitkiler, kendiliğinden yetişen bitkilerdir; insanlar tarafından ekilen ya da dikilen bitkiler bu yasağa girmez. Şafiilere göre ise her türlü bitkinin koparılması yasaktır.
b) Diğer bir grup müfessir, Harem bölgesinin Hazreti İbrahim’in duasından önce diğer yerler gibi olduğunu, normal davranışların serbest olduğunu, ancak İbrahim’in duası sonrasında kutsal bir bölge hâline geldiğini savunur. İbrahim’in duasında, Harem bölgesinin her türlü tehlikeye karşı güvenli olması istenmiş, sadece kıtlık ve açlığa karşı değil, tüm felaketlere karşı korunması talep edilmiştir. Bu görüşteki müfessirler, delil olarak Cabir b. Abdullah, Ebû Hureyre, Rafı’ b. Hadic, Abdullah b. Zeyd b. Âsim ve Enes b. Mâlik’tan rivayet edilen şu hadisi gösterirler: Enes b. Mâlik şöyle diyor:
“Bir gün bir yolculuk esnasında Resûlullah birden Uhud Dağı ile karşılaştı ve şöyle buyurdu: ‘Bu bizim, kendisini sevdiğimiz ve bizim de onu sevdiğimiz dağdır. Ey Allah’ım, İbrahim Mekke’yi harem bölge kıldı. Ben de iki tepe arasındaki Medine’yi harem bölge kıldım.’” (Kaynak: Buhari, K. el-Megazi, s. 27; K. el-İtisam, s. 16; Müslim, K. el-Hac, s. 454; Hadis No: 1360‑1365, 1372)
Taberi ise şöyle der: “Doğru olan şudur ki, Allah, Mekke’yi yaratıldığı günden itibaren harem bölge kılmıştır. Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) bu durumu hadis-i şerifiyle bildirmiştir. Allah’ın Mekke’yi yaratılışından beri harem bölge kılması, orayı felaketlerden koruması ve sakinlerini tağutların ve zorların saldırılarına karşı muhafaza etmesi anlamına gelmiştir. Mekke’nin bu hâli, Hazreti İbrahim’den önce başka bir peygamber aracılığıyla belirtilmemiştir. Hazreti İbrahim’e kadar bu durum böyle devam etmiştir. Sonunda Allah, Hazreti İbrahim’e Kâbe’nin yerini göstermiş, onun eşi Hacer ve oğlu İsmail’i oraya yerleştirmiş ve Rabbinden Kâbe ve çevresinin insanlar için harem bölge olmasını niyaz etmiştir. Böylece, sonradan gelen insanlar için bir sünnet oluşmuştur. Hazreti İbrahim, insanlara imam kılınmıştı. Allah, Hazreti İbrahim’in duasını kabul etti ve onun diliyle harem bölgesinin haram olduğunu ilan etti. Böylece, daha önce Allah tarafından haram kılan harem bölgesi, Hazreti İbrahim’in diliyle de haram kılınmış ve harem bölgesinde avlanmak ve bitki koparmak haram olmuştur.”
Taberi, bu yorumun “Resûlullah’tan nakledilen ve birbirleriyle çelişir gibi görünen iki ayrı hadisin uyumlu bir şekilde yorumlanması için en güzel açıklama” olduğunu söyler. Bu yaklaşıma göre, bu yorum tercih edilebilir.
Ayet-i Kerime’de “Kim inkâr ederse, onu bir müddet geçindiririm” denir. Burada “az bir müddet” ifadesi, kâfirin ahiret nimetleri karşılığında dünyada çok kısa bir süre rızık bulması anlamına gelir. Bazı alimler bu sürenin dünyadaki hayat olduğunu, diğerleri ise bu sürenin ahiretteki az bir zaman olduğunu belirtir. Bir diğer görüşe göre, bu süre, Hazreti Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem) gönderilinceye kadar müşriklerin Mekke’de yaşamalarıdır; Peygamber geldiğinde ise kâfirler ya iman etmiş ya da öldürülmüş ya da yok edilmiştir.