Metin günümüz Türkçesine sadeleştirildi, hata bulunabilir.
Tefsire çift tıklayarak hızlıca not ekleyebilir, metin seçerek vurgu yapabilirsiniz.
Bilmeyenler: “Allah bizimle konuşsa ya da bize bir mucize gelse” dediler. Öncekiler de aynı sözleri söylemişti. Hepsinin kalpleri birbirine benziyordu. Biz ayetleri kesinlikle bilen bir topluluğa açıkladık.
Allah ve yüceliği hakkında cahil Hıristiyanlar şöyle dediler: “Rabbimiz, peygamberiyle konuştuğu gibi bizimle de konuşsun ya da üzerimizdeki yolun doğruluğunu anlamamız için bize bir mucize versin.” Onlardan önceki Yahudiler de bu sözleri söylemişti. Böylece Allah’ın kendisini açıkça göstermesini ve onlara bir mucize göndermesini istediler. Bu hayal ettikleri şey gerçekleşmeyecek. Sözlerinin benzerliği gibi Allah hakkındaki inatları, peygamberleri hakkındaki cesaretleri konusunda da Yahudilerin ve Hıristiyanların kalpleri birbirine benzer. Şüphesiz ki biz, her şeyin gerçeğini kesinlikle bilmek isteyen bir topluluk için ayetleri açıkladık.
İşte bu ayetlerin en büyüğü, Allah’ın Yahudi ve Hıristiyanlara gazabıdır. Allah, Yahudileri maymun ve domuz şekline dönüştürdü. Hıristiyanları ise rezil ve rüsvay etti.
Âyette “Bilmeyenler” olarak nitelendirilen kişilerin kim olduğu konusunda farklı görüşler vardır. Mücahide’ye göre bunlar Hıristiyanlardır. Abdullah b. Abbas’a göre Yahudilerdir. Abdullah b. Abbas şöyle diyor: “Yahudi, Resûlüllâh’a: ‘Şayet sen söylediğin gibi Allah katından gönderilen bir peygamber isen, Aziz ve Celil olan Allah’a söyle de bizimle konuşsun. Biz de sözünü işitmek isteriz.’ dedi. Bunun üzerine Aziz ve Celil olan Allah bu ayeti indirdi.”
Katade, Rebi b. Enes ve Süddiye’ye göre ise ayetteki “bilmeyenlerden” kast edilen Arap müşrikleridir.
Taberi, bu görüşlerden birincisinin daha doğru olduğunu, çünkü bu ayetin Hıristiyanları anlatan ayetlerden sonra geldiğini, onların Allah’a çocuk atfettiklerini ve Allah’ın onlarla konuşmasını istediklerini, diğer görüşlerin ise delil eksikliği taşıdığını belirtmiştir.
Âyette “Bunlardan öncekiler” olarak nitelendirilen kişilerin kim olduğu da tartışmalıdır. Mücahide’ye göre bunlar Yahudilerdir. Bu açıklamaya göre ayetin anlamı şu şekildedir: “Bilgisiz Hıristiyanlar: ‘Allah bizimle konuşsa ya da bize bir mucize gelse’ demişler; onlardan önce gelen Yahudiler de aynı sözleri söylemişlerdir.”
Katade, Süddi ve Rebi b. Enes’e göre ise “Bunlardan önceki”ler Yahudi ve Hıristiyanlardır. Bu açıklamaya göre ayetin anlamı: “Arap müşrikleri ‘Allah bizimle konuşsa ya da bize bir mucize gelse’ demişler; onlardan önce gelen Yahudiler ve Hıristiyanlar da aynı sözleri söylemişlerdir.”
Taberi şöyle diyor: “Daha önce de belirttiğimiz gibi ‘Bilmeyenler’den kast edilen Hıristiyanlar, ‘Onlardan öncekiler’den kast edilen ise Yahudilerdir. Hıristiyanlar Allah’ı bizzat gözleriyle görmeyi teklif etmiş, onlardan önce gelen Yahudiler de Musa’dan Allah’ı çıplak gözle görmelerini istemişlerdir. Her iki grup da Allah’a karşı yalan ve iftiralar uydurmuş, kalpleri ise sapıklık ve inkârda birbirine benzemektedir.”
Âyet-i kerime’de: “Hepsinin kalpleri birbirine benzedi” denir. Mücahide’ye göre kalpleri birbirine benzeyenler Hıristiyanlar ve Yahudilerdir. Katade, Süddi ve Rebi b. Enes’e göre ise kalpleri birbirine benzeyenler Arap müşrikleri, Yahudi ve Hıristiyanlardır.
Âyet-i kerime’nin sonunda: “Biz ayetleri kesinlikle bilen bir topluluğa açıkladık” denir. Taberi’ye göre burada geçen “ayetler” kelimesi, “sebepler” ve “belirli işaretler” anlamındadır. Bu açıklamaya göre cümlenin anlamı: “Şüphesiz ki biz, Allah’ın Yahudilere gazap etmesine, onları maymun ve domuzlara çevirmesine ve ahirette onlara aşağılayıcı bir azap hazırlamasına sebep olan vasıtaları açıkladık. Aynı şekilde Allah’ın dünyada Hıristiyanları rezil etmesine ve ahirette onlara rüsvay edici bir azap hazırlamasına sebep olan vasıtaları da açıkladık. Ayrıca Allah’ın kendisine teslim olan ve iyilik yapanları cennet ehli kılması için gerekli vasıtaları da açıkladık. O halde her bir grup için Allah’ın neden bu durumu gördüğünü bilin ve anlayın.”
Allah, ayetlerini kesinlikle bilen bir topluluğa açıkladığını, şüphe içinde olanlara ve cahillere açıklamadığını bildirir. Çünkü işlerde sebat eden ve gerçeği kesin ve doğru bir şekilde öğrenmek isteyenler, ancak yakın bir bilgi elde etmeyi amaçlarlar.