Metin günümüz Türkçesine sadeleştirildi, hata bulunabilir.
Tefsire çift tıklayarak hızlıca not ekleyebilir, metin seçerek vurgu yapabilirsiniz.
Kitap ehli olanların bir kısmı, hak kendileri için açıkça ortaya çıktıktan sonra, içlerindeki tahammülsüzlükten dolayı, iman ettikten sonra sizi tekrar kâfirliğe döndürmek ister. Allah’ın emri gelene kadar onları affedin ve hoşgörülü olun; şüphesiz Allah her şeye kadirdir. (Tevbe Suresi 9/29)
Yahudiler ve Hristiyanların bir kısmı, Muhammed’in peygamberliğinin gerçek olduğu ortaya çıktıktan sonra, Allah’ın size verdiği nimetleri ve size bahşettiği olgunluğu kıskandıkları için, iman ettikten sonra sizi tekrar inkârcılığa döndürmek ister. Onlar hakkında Allah’ın yeni bir emir göndermesine ve dilediğini yapmasına kadar, onların cahilliğine ve kötülüklerine aldırmayın. Şüphesiz Allah her şeye gücü yetendir. Dilerse onlardan intikam alır, dilerse hidayete erdirir. Yaratma ve emretme ona aittir.
Taberi şöyle diyor: “Bu ve bundan önceki ayetler, Resulullah’ın sahabelerine ve müminlere hitap eder; onların Yahudileri ve benzeri müşrikleri dinlemelerini, görüşlerini almalarını ayıplar ve dinleri hakkında Yahudi ve müşriklerden nasihat gibi görülen sözleri almalarını yasaklar. Bu ayetler, Resulullah’ın sahabelerinin ve müminlerin, Yahudilerin davranışlarını örnek alarak, Resulullah’a layık olmayan bir şekilde katı bir üslupla konuştuğunu gösterir. Allah onları uyardı: ‘Siz de Yahudiler gibi, Peygamberinize “Râina” demeyin. “Bize bak ve bizi dinle” deyin.’ Aksi takdirde Resulullah’a eziyet etmiş olursunuz. Ona eziyet etmek, beni inkâr etmek ve üzerinizdeki haklarıma nankörlük etmek demektir; bunun cezası da yanıcı bir azaptır. Sizler, Yahudileri ve müşrikleri dinlemeyin, çünkü onlar sizin için Allah’tan bir hayır istemezler. Aksine, onların çoğu, Muhammed’in hak peygamber olduğu ortaya çıktıktan sonra sizi kıskandıkları için, mümin olmanızdan sonra tekrar kâfir olmanızı ister.
Ayette geçen ve müminlerin inkâra düşmesini arzulayan ehl-i kitaptan söz edilen, Zühri ve Katadeye göre Kâb b. el‑Eşref’tir. Said b. Cübeyr ya da İkrimen’in Abdullah b. Abbas’tan naklettiğine göre ise Huyey b. Ahtab ve Ebû Yasir b. Ahtab’tır.
Taberi, ayetin çoğul ifadesine rağmen ehl‑i kitap kelimesinin sadece Kâb b. el‑Eşref’i kapsadığını söylemenin doğru olmadığını belirtmiştir.
Ayette “Hak kendileri için apaçık belli olduktan sonra” denilmektedir. Buradaki hakkın belli olması, Hazreti Muhammed ve İslam dininin hak olduğunun ortaya çıkması anlamına gelir. Tevrat ve İncil’de Resulullah’ın ve İslam dininin geleceği zikredilmiş, Resulullah gelip İslam’a davet ettiğinde mesele tamamen aydınlanmıştır. Ancak Yahudiler bunu içlerine sindiremeyip inkârcılıklarını sürdürmüşlerdir.
Ayette ayrıca “Allah’ın emri gelinceye kadar onları affedin ve hoşgörülü olun” denilmektedir. Daha sonra ehl‑i kitap ve müşrikler hakkında Allah’ın şu emirleri gelmiş ve bu ayetteki “Onları affedin ve hoşgörülü olun” emri ortadan kaldırılmıştır. Katade, Rebi’ b. Enes ve Süddi, ehl‑i kitap hakkında nazil olan ayetin burada geçen “Onları affedin ve hoşgörülü olun” emrini kaldırdığını söylemişlerdir. “Kitap ehli, Allah’a ve ahiret gününe iman etmeyenler, Allah’ın ve Peygamberin haram kıldığını haram saymayanlar ve hak din olan İslam’ı benimsemeyenlerle, boyun eğip kendi elleriyle cizye verinceye kadar savaşın.”
Abdullah b. Abbas ve Katade’ye göre de bu ayet, “Onları affedin ve hoşgörülü olun” kısmını ortadan kaldırmıştır. “Mübarek haram aylar çıktığında müşrikleri nerede bulursanız öldürün, onları yakalayın, çember içine alın. Her gözetilebilecek yerden onları izleyin. Eğer tevbe eder, namaz kılar ve zekât verirlerse yollarını serbest bırakın. Şüphesiz Allah çok bağışlayan ve merhamet edendir.”