Metin günümüz Türkçesine sadeleştirildi, hata bulunabilir.
Tefsire çift tıklayarak hızlıca not ekleyebilir, metin seçerek vurgu yapabilirsiniz.
Onlara, "Yeryüzünde bozgunculuk yapmayın" dendiğinde, "Biz sadece düzelticiyiz (ıslah ediciyiz)" derler.
Onlara, "İnkar ve isyan ederek, Allah'ın dininden şüphe duyarak ve Allah düşmanı Yahudileri dost edinerek yeryüzünde karışıklık çıkarmayın" dendiğinde ise şöyle karşılık verirler: "Biz, müminler ile Ehl-i Kitap'ın arasını bulmak isteyenleriz. Bu yüzden bizler, bozgunculuk yapanlar değil, düzelticiyiz (ıslah ediciyiz)."
Ayette bahsedilen "Onlar"dan kasıt, Abdullah b. Abbas, Abdullah b. Mes'ud ve diğer bazı sahabilere göre münafıklardır. Yapmamaları istenen "bozgunculuk" ise onların inkarcılıkları ve günah işlemeleridir.
Selman-ı Farisî'den aktarılan başka bir rivayete göre ise "Onlar"dan kasıt; o döneme kadar henüz dünyaya gelmemiş olan insanlardır.
Taberi, "Onlar"dan kasıtın, Resulullah dönemindeki münafıklar ve onlardan sonra gelip aynı özellikleri taşıyan tüm münafıklar olduğunu söylemenin daha doğru olacağını belirtmiş ve özetle şunları eklemiştir: "Selman-ı Farisî, bu görüşüyle Resulullah döneminde yaşamış ve sonradan vefat etmiş münafıkları değil, Selman'ın yaşadığı dönemlerde henüz ortaya çıkmamış ve çıkması beklenen kişileri kastetmiş olabilir. Bizim diğer görüşü tercih etmemizin sebebi, bu konuda müfessirlerin (tefsircilerin) fikir birliği içinde olmasıdır."
Taberi şöyle der: "Yeryüzünde bozgunculuk yapmaktan kasıt, orada Allah'ın yasakladığı şeyleri yapmak ve emrettiği şeyleri yapmamaktır. Nitekim melekler, Yüce Allah'ın kendilerine yeryüzünde bir insan yaratacağını bildirmesi üzerine şöyle demişlerdi: "Bir zamanlar Rabbin meleklere: 'Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım' demişti. Melekler de: 'Orada bozgunculuk yapacak ve kan dökecek birini mi yaratacaksın? Oysa biz seni överek tesbih ediyor ve eksikliklerden arındırıyoruz' dediler. Allah da onlara: 'Şüphesiz ki ben, sizin bilmediklerinizi bilirim' dedi." (Bakara Suresi, 2/30)"
Münafıklar, yeryüzünde Rablerine isyan ederek, O'nun yasakladıklarını işleyip farz kıldığı şeyleri yapmayarak ve Allah'ın dininden şüphe duyarak yeryüzünde karışıklık çıkarırlar. İman ettiklerini söyleyerek müminleri aldatmaya çalışırlar. Allah'ı, kitaplarını ve peygamberlerini yalanlayanlara yardım etmek için bir yol bulduklarında, Allah'ın dostlarına karşı onlara destek olurlar. İşte böylece bozgunculuk yaparlar. Bu durumlarıyla da müminlerle kafirlerin arasını bulmaya çalıştıklarını sanarak düzeltici (ıslah edici) olduklarını iddia ederler. Ancak bu niyetlerine rağmen Allah onların azabını asla hafifletmez. Aksine, onlar için cehennemin en alt katını vaat eder. Yüce Allah onlar hakkında şöyle buyurmuştur: "İyi bilin ki asıl bozguncular onlardır. Fakat farkında değillerdir." (Bakara Suresi, 2/12). Bu ayet de gösteriyor ki, kişinin inkarında veya günahında iyi niyetli olması onu kurtaramaz. Allah'ın azabı, sadece bilinçli bir şekilde inkar edenleri değil, farkında olmadan inkar edenleri de kapsar. Ayet-i kerimenin sonunda "Biz ancak düzelticiyiz (ıslah ediciyiz)" dediler" buyrulmaktadır. Abdullah b. Abbas bu ayeti şöyle açıklamıştır: "Münafıklar dediler ki, biz ancak müminlerle Ehl-i Kitap'ın arasını bulmak istiyoruz."
Mücahid ise şöyle açıklamıştır: "Münafıklar, Allah'a isyan etmeye başladıklarında onlara, 'Şöyle şöyle yapmayın' dendiğinde, 'Biz ancak doğru yolda olanlar ve durumu düzeltenleriz' demişlerdir."
Taberi şöyle der: "Münafıklar ister Yahudilere iyi davranarak onlarla müminlerin arasını bulup arabulucu olduklarını iddia etmiş olsunlar, isterse Allah'ın yasakladığı şeyleri yaptıkları halde bunların kötü şeyler olmadığını söyleyerek doğru yolda olduklarını belirtmiş olsunlar. Her iki durumda da onlar, yaptıkları şeyde düzeltici (ıslah edici) olduklarını sanıyorlardı. Ancak Yüce Allah, münafıkların bu iddialarını yalanlayarak şöyle buyurdu: