Metin günümüz Türkçesine sadeleştirildi, hata bulunabilir.
Tefsire çift tıklayarak hızlıca not ekleyebilir, metin seçerek vurgu yapabilirsiniz.
Sonra siz o kimselersiniz ki birbirinizi öldürüyorsunuz. İçinizden bir kısmı insanları yurtlarından çıkarıyor. Onların aleyhine günah işlemek ve düşmanlık yapmakta birbirinize yardımcı oluyorsunuz. Bununla birlikte size esir olarak başvurduklarında fidye verip kurtarıyorsunuz. Halbuki onları yurtlarından çıkarmak size haramdı. Kitabın bir kısmına iman ederken bir kısmını inkâr mı ediyorsunuz? İçinizden bunu yapanın cezası, dünya hayatında rezil olmaktır. Kıyamet gününde de böyleler en şiddetli azaba uğratılır. Allah, yaptıklarından habersiz değildir.
Ey Yahudi topluluğu, ahdi kabul ettikten sonra da din kardeşlerinizi öldürüyorsunuz. Müslümanlara zulüm ve düşmanlıkta yardımcı olarak, kendi dininize mensup bazı grupları yurtlarından çıkarıyorsunuz. Onların aleyhine günah işlemek ve düşmanlıkta bulunmakta birbirinize yardım ediyorsunuz. Sizden esir olarak gördüklerinizin elinde olduğunda da fidye verip kurtarıyorsunuz. Halbuki onları yurtlarından çıkarmak size haram kılınmıştı. O halde neden onların düşmanlarının elinde esir kalmalarını caiz görmüyorsunuz, öldürülmelerini caiz görüyorsunuz? Tevrat’ın bir kısmını tasdik ederken bir kısmını inkâr mı ediyorsunuz? İçinizden Allah’a verilen ahdi bozanların cezası, ahiret hayatından önce, bu dünyada da rezil ve alçaklığa düşmektir. Böyleler ahirette de, bu dünyada da kendi düşmanları için hazırladıkları azaptan daha şiddetine çarptırılırlar. Allah, sizin bu çirkin işlerinizden habersiz değildir; bilakis onları yakalayıp muhafaza eder. Onları yapanları ahirette rezil ve rüsvay edecektir.
Yahudilerin birbirlerini öldürmeleri ve esirlerini fidye vererek kurtarmaları hususunda özetle şunlar belirtilmiştir:
Abdullah b. Abbas şöyle diyor: “Allah, Yahudilere Tevrat’ta birbirlerinin kanını dökmelerini haram kılmış ve esirlerini fidye vererek kurtarmalarını da farz kılmıştır. Yahudiler iki fırkaya ayrılmıştı. Bunlardan Kaynuka oğulları, Araplardan, müşrik Hazreç kabilesiyle muhabbet yapmışlardı. Bu müşrik Arap kabileleri birbirleriyle savaşırken, her biriyle sözleşme yapan Yahudi kabileleri de onlara, düşmanlarına karşı yardım ediyordu. Böylece Yahudiler, ellerindeki Tevrat’ta Allah’ın kan dökme yasağını bilmelerine rağmen, dolaylı yollardan birbirlerinin kanını döküyorlardı. Evs ve Hazreç kabileleri müşrik olduklarından putlara tapıyor, cennet ve cehenneme inanmıyor, öldükten sonra dirilip hesap vermeye de inanmıyor, haram helal bilmiyorlardı. Buna rağmen, ehl‑i kitap olan Yahudiler onlara destek oluyorlardı. Ancak savaş bittikten sonra, kendi dindaşlarından esir düşenleri fidye vererek kurtarıyorlardı. Bu davranışlarıyla Tevrat’ın hükümlerine uyduklarına inanıyorlardı. İşte bu sebeple Allah, onları bu ayette “Kitabın bir kısmına iman ediyor, bir kısmını inkâr mı ediyorsunuz?” diyerek kınamaktadır.”
Süddi ise Kureyza oğullarından olan Yahudilerin, Arapların müşrik Evs kabilesiyle muahade yaptığını, Nadr oğulları Yahudilerinin de Hazreç kabilesiyle muahade yaptığını, böylece savaşlara katılarak kendi dinlerinden olan Yahudileri öldürdüklerini, esir düşenleri ise kabile farkı gözetmeden fidye vererek kurtardıklarını ve bu yüzden ayette kınandıklarını söylemiştir. Süddi sözlerine şöyle devam eder: “Araplar, Yahudilerin bu davranışlarından dolayı onları ayıplıyor ve ‘Hem kendi dindaşlarını öldürüyor hem de esir düşenleri iki Yahudi kabilesi birleşerek kurtarıyorsunuz, bu nasıl oluyor?’ diye soruyordu. Yahudiler ise ‘Bize, onları esaretten kurtarmak emredilmiş, birbirimizi öldürmemiz yasaklanmıştır’ diyorlardı. Araplar da ‘O halde niçin onları öldürüyorsunuz?’ diye sorduklarında, onlar ‘Biz, antlaşma yaptığımız dostlarımızın zelil düşmelerinden utanıyoruz ve bu yüzden savaşıyoruz’ diye yanıt verdiler.”
Ebul Âliye bu ayeti şöyle izah eder: “İsrailoğulları, içlerinden bir kavmi zayıf gördükleri zaman onları yurtlarından çıkarıp sürgün ederlerdi. Halbuki onlardan Tevrat’ta birbirlerinin kanını akıtmayacaklarına ve birbirlerini yurtlarından çıkarmayacaklarına dair söz alınmıştı. İşte ayet, Yahudilerin bu hâllerini beyan etmektedir.”
Allah, Yahudilerin birbirlerini öldürmelerini Tevrat’ın bir bölümünü inkâr etmek, fidye vererek esirlerini kurtarmalarını ise Tevrat’ın bir bölümüne iman etmek saymıştır. Hazret-i Ömer (radıyallahü anh) bu ayeti izah ederken: “Şüphesiz ki, artık İsrailoğulları gitmiştir. Bu ayet şimdi sizleri kastetmektedir.” demiştir.
Ayette “İçinizden bunu yapanın cezası, dünya hayatında rezil olmaktır.” buyurulmaktadır. Yani siz Yahudilerden, birbirlerini öldürenlerin ve birbirlerini yurtlarından çıkaranların cezası, dünya hayatında rezil ve zelil olmaktır.
Yahudilerin dünya hayatında nasıl rezil oldukları farklı şekillerde açıklanmıştır. Bazı müfessirlere göre, onların dünya hayatında rezil edilmelerinin amacı, Allah’ın Hz. Muhammed’e gönderdiği şeriatta katillere karşı kısas yapılması ve zalimlerin mazlumun hakkının alınmasıdır. Bu hükümlerle Yahudilerin katilleri ve zalimleri zelil kılınmıştır. Diğer bir grup müfessir, Yahudilerin dünyada zelil kılınmalarının, dinlerinde kaldıkları sürece boyun eğerek kendi elleriyle cizye vermeleri olduğunu söyler. Başka bir grup ise, Yahudilerin dünyada uğradıkları zelilliğin, Resûlullah’ın Nadr oğullarından olan Yahudileri kovması, Kureyza oğlu Yahudilerin ihanet eden savaşçılarını öldürmesi ve soylarını esir almasıyla ilgili olduğunu belirtir.