Metin günümüz Türkçesine sadeleştirildi, hata bulunabilir.
Tefsire çift tıklayarak hızlıca not ekleyebilir, metin seçerek vurgu yapabilirsiniz.
Bir zamanlar İsrailoğullarından “Allah’tan başka bir şeye tapmayın, anneye, babaya, yetimlere ve muhtaçlara iyilik yapın. İnsanlara güzel söz söyleyin. Namazı kılın ve zekâtı verin” diye kesin bir söz almıştık. Ancak siz, az bir kısmınız hariç, bu sözü çevirip yüz çevirdiniz. Zaten siz yüz çevirenlerdensiniz.
Ey İsrailoğulları topluluğu, sizden “Allah’tan başka bir şeye ibadet etmeyin, anneye ve babaya şefkat gösterin, onlara acıyarak, kalpten iyi niyetle ve hayır dualarıyla iyilik yapın. Yakın akrabalarla ilişkileri sürdürün, onların haklarını yerine getirin. Kız ya da erkek fark etmeksizin yetimlere şefkat ve merhametle davranın. Muhtaç ve yoksul olanlara, Allah’ın farz kıldığı hakları vererek iyilik yapın. İnsanlara saygılı ve iyi davranışlarla güzel söz söyleyin. Rükû, secde, kıraat ve huşu ile namazı eksiksiz yerine getirin. Zekâta muhtaç olanlara mallarınızın zekâtını verin” diye kesin bir söz aldığımızı hatırlayın. Ey Yahudi topluluğu, bundan sonra siz, az bir kısmınız hariç, sözünüzden dönüp yüz çevirdiniz. Zaten siz, hak ve doğru yoldan yüz çevirenlerdensiniz.
*Ayette geçen “Allah’tan başka bir şeye kulluk etmeyin” ifadesi, Allah’a samimi bir şekilde ibadet edin ve O’nun dışında hiçbir şeye tapmayın anlamına gelir. “Anneye babaya iyilik yapın” ifadesi, Müslüman topluluğuna emredilen iyilikleri kapsar. Bu, anne ve babaya iyi davranmak, güzel sözler söylemek, merhamet göstermek, onlara saygı duymak, hayır duaları etmek gibi davranışları içerir.
“İnsanlara güzel söz söyleyin” ifadesi, Abdullah bin Abbas’a göre, insanlara “Allah’tan başka hiçbir ilâh yoktur” demeyi emretmek anlamındadır.
Ebu’l‑Âliye’ye göre, “İnsanlara iyilik emredin” demektir; İbn‑i Cüreyce’ye göre “İnsanlara Muhammed (s.a.v) hakkında doğru söyleyin” demektir; Süfyan es‑Sevriye’ye göre “Onlara iyilik emredin ve kötülüklerden uzak tutun” demektir; Atâ b. Ebi Rebah’a göre ise “Karşılaştığınız her insana güzel söz söyleyin” anlamına gelir.
İsrailoğullarına verilen “Zekât”ın amacı, Dahhak’ın Abdullah bin Abbas’tan naklettiğine göre, onlara özgü bir zekât türüdür. Bu, Müslüman topluluğuna farz kılan zekât gibi değildir. Onların zekâtı, Allah için kurban kesmekti. Kurban kabul edilirse gökten bir ateş inip onu alırdı; kabul edilmezse böyle bir olay gerçekleşmezdi. Helal yollardan kazanmayanların kurbanı kabul edilmezdi.
Ali bin Ebi Talhan’ın, Abdullah bin Abbas’tan naklettiğine göre, İsrailoğullarına emredilen zekâtın amacı, Allah’a itaat etmeleri ve bu itaatlerinde samimi olmalarıdır. Böylece mallarını değil, kendilerini arındırmış olurlardı.
Ayette, “Sizden az bir kısmı hariç, yüz çevirenlerdensiniz” denilmektedir. Abdullah bin Abbas bu ifadeyi şöyle açıklar: Allah’ın kitabında açıklanan bu İsrailoğulları, söz verilen şeyleri yerine getireceklerine dair yeminle taçlandırılmış bir antlaşma almışlardı; ancak bu sorumluluğu ağır bulmuş, sevmez ve yerine getirmemişlerdir. Daha hafif emirler talep etmişlerdir. İsrailoğullarından az bir grup, verdikleri sözde durup Allah’a itaat etmiştir.
Ayette ayrıca “Zaten siz yüz çevirenlerdensiniz” denilmektedir. Bazı alimler, bu kısmın o dönemdeki Yahudilere, ayetin önceki kısmının ise daha eski Yahudilere hitap ettiğini belirtir. Bu bağlamda ayetin anlamı şu şekildedir: “Ey Yahudi topluluğu, atalarınızdan bir söz almıştık; onlar bu sözü tutmayıp yüz çevirmişler. Siz de onlardan sonra gelenler olarak aynı şekilde sözünüzden yüz çeviriyorsunuz.”
Diğer bazı alimlere göre ise ayetin tamamı, Resûlullah’ın hicriye dönemi sırasında yaşayan İsrailoğullarına yöneliktir. Onlara, Tevrat’tan aldıkları antlaşmayı bozdukları hatırlatılarak eleştirilmektedir