Metin günümüz Türkçesine sadeleştirildi, hata bulunabilir.
Tefsire çift tıklayarak hızlıca not ekleyebilir, metin seçerek vurgu yapabilirsiniz.
Ey Peygamberim, iman edip güzel ve doğru işler yapanları, altlarından ırmaklar akan cennetlerle müjdele. Cennetlerde kendilerine rızık olarak her meyve verildiğinde "Bu, daha önce de rızıklandırıldığımız şeydir." derler. Onlara, birbirine benzer rızıklar sunulmuştur. Onlara cennette tertemiz eşler vardır. Ve orada sonsuza dek kalacaklardır.
Ey Peygamberim, senin peygamberliğini doğrulayan ve bunu güzel işler yaparak kanıtlayanları, ağaçlarının altından ırmaklar akan cennetlerle müjdele. Onlara cennette, cennet meyvelerinden verildiğinde "Bunlar daha önce, dünyada bize rızık olarak verilen meyvelerdendir." derler. Onlara orada renk ve şekilleri birbirine benzeyen fakat tat ve lezzetleri farklı olan rızıklar verilecektir. Ayrıca onlara cennette, maddi ve manevi her türlü tiksindirici şeyden arındırılmış olan tertemiz eşler bulunur. Bunlar, adet, lohusalık gibi tiksindirici ve rahatsız edici halleri bulunan dünya kadınlarına benzemezler. Bu müminler cennette, sürekli nimetler içinde, mutlu bir şekilde, sonsuza dek kalacaklardır.
Ayette geçen "cennet"ten kastedilen, orada bulunan ağaçlar, meyveler ve diğer nimetlerdir. Yoksa Cennetin toprağı değildir. Zira, nehirlerin cennetin altından aktığı belirtilmektedir. Nehirler cennetin toprağının altından değil, herhangi bir su yolu olmaksızın, cennetin ağaçlarının altından akacaktır. Zira toprağın altından akacak suların, göze hoş geldiği söylenemez. Bu konuda Mesruk'un şöyle dediği aktarılır: "Cennetin hurma ağaçları, kökünden başına kadar üst üste yığılmış hurma salkımlarıyla doludur. Meyveleri, testi büyüklüğündedir. Her bir meyve, yerinden koparıldığında tıpkı bir benzeri onun yerine gelir. Cennetin suyu ise, kanallar olmaksızın akar."
Yüce Allah, bundan önceki ayette, kendisine ortak koşanlara ve isyan edenlere cehennem azabını hazırladığını bildirerek onları inkarlarından vazgeçmeye teşvik ettiği gibi, bu ayetinde de inanan ve itaatkar kullarına cenneti ve içindeki nimetlerini hazırladığını bildirerek onları ibadet ve itaate teşvik etmiştir.
Ayet-i kerimede "Bu, daha önce rızıklandırıldığımız şeydir." ifadesi geçmektedir. Abdullah b. Abbas, Abdullah b. Mes'ud, Katade, Mücahid ve İbn-i Zeyd gibi alimlere göre "Daha önce" ifadesinden kastedilen, dünyadayken kendilerine verilen nimetlerdir. Cennetliklere, cennette meyveler getirildiğinde o meyvelere bakıp "Bu, daha önce dünyada rızıklandırıldığımız şeylerdir." derler.
Ebû Ubeyde ve Yahya b. Ebi Kesir gibi bazı alimler ise "daha önce rızıklandırıldığımız" ifadesinden kastedilenin, cennette daha önce rızıklandırılmaları olduğunu söylemişlerdir. Yani, cennetliklere cennet meyveleri getirildiğinde o meyveler daha önce cennette kendilerine getirilen meyvelere, renk ve tat bakımından benzediği için "Bu, daha önce rızıklandırıldığımız şeydir." derler.
Taberi birinci açıklama tarzını tercih ederek, cennetliklere ilk rızık verildiğinde bunu söyleyeceklerine göre, "Daha önceki rızıklandırılma"dan kastedilenin, dünyadayken kendilerine verilen rızıklar olduğunu söylemenin daha doğru olacağını belirtmektedir.
Ayet-i kerimede: "Onlara, birbirine benzeyen rızıklar verilmiştir." ifadesi geçmektedir. Tefsir alimleri, rızıkların hangi yönlerden birbirlerine benzedikleri konusunda farklı görüşler belirtmişlerdir.
Hasan-ı Basri, Katade ve İbn-i Güreye, cennet meyvelerinin, üstünlükleri açısından birbirine benzediğini, dünya meyvelerinde olduğu gibi aralarında kötü olanların bulunmadığını söylemişlerdir.
Abdullah b. Abbas, Abdullah b. Mes'ud, Mücahid ve Rebi' b. Enes ise, cennette rızık olarak verilen meyvelerin renk açısından birbirine benzediğini, ancak tatlarının farklı olduğunu belirtmişlerdir. Örneğin, dünyadaki salatalık ile acurun birbirine benzemesi gibi.
Bazı alimler, bu meyvelerin hem renk hem de tat bakımından birbirine benzediğini söylemişlerdir.
Katade, İkrime, İbn-i Zeyd ve bazı alimler ise cennette rızık olarak verilecek meyvelerin, dünyadaki meyvelere renk açısından benzeyeceğini fakat tatlarının farklı olacağını söylemişlerdir. Bazı alimler ise cennetteki meyvelerin, sadece isimleri bakımından dünyadaki meyvelere benzeyeceğini, diğer yönlerden benzemeyeceğini belirtmişlerdir.
Taberi, buradaki "birbirine benzeyen meyveler"in, dünya meyveleri ile cennet meyveleri olduğunu ve bunların renk ve görünümlerinin birbirine benzemesine rağmen tatlarının farklı olduğunu söyleyen görüşün daha çok tercih edilmesi gerektiğini belirtmiştir.
Ayet-i kerimede: "Onlara cennette tertemiz eşler vardır." buyrulmaktadır. Burada ifade edilen "eşler"den kastedilen, hanımlardır. Eşlerin "tertemiz olmaları"ndan kastedilen ise dünyadaki kadınlarda görülen adet, lohusalık, dışkı, idrar, sümük, balgam, meni gibi şeylerden arınmış olmaları; tiksindirici, rahatsız edici ve şüphe uyandırıcı her türlü halden uzak olmalarıdır.
Abdullah b. Abbas, Abdullah b. Mes'ud ve diğer sahabeler, cennetteki eşlerin tertemiz olmalarını şöyle açıklamışlardır: "Onlar adet görmezler, abdestsizlik haline düşmezler ve sümkürmezler."
Mücahid ise: "Onlar, adetten, dışkıdan, idrardan, sümükten, balgamdan, meniden ve çocuk yapmaktan uzaktırlar." şeklinde açıklamıştır. Katade ise: "Günahlardan ve maddi pisliklerden uzaktırlar." şeklinde açıklamıştır. Ata da Mücahid'e yakın açıklamalarda bulunmuş, Hasan-ı Basri ve İbn-i Zeyd ise "Onlar adet görmekten arınmış olacaklardır." demişlerdir