Metin günümüz Türkçesine sadeleştirildi, hata bulunabilir.
Tefsire çift tıklayarak hızlıca not ekleyebilir, metin seçerek vurgu yapabilirsiniz.
İnsanların içinde akılsız olanlar: “Yöneldikleri kıbleyi onlardan çeviren nedir?” diyeceklerdir. Ey Rasûl, de ki: “Doğu da Allah’ındır, batı da. O, dilediğini doğru yola iletir.”
Yahudi ve münafıklardan cahil ve akılsız olanlar şöyle diyecekler: “Namazda yöneldikleri kıbleyi onlardan çeviren ve döndüren nedir? Ey Rasûl, onlara de ki: ‘Doğunun, batının ve aradaki varlıkların mülkiyeti yalnızca Allah’a aittir. O, yarattıklarından dilediğini doğru yola yönlendirir, dilediğini ise yardımını keser ve sapıtır. Önemli olan doğruya ya da batıya dönmek değil, Allah’ın emrine göre hareket etmektir.’”
Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem), Medine’ye hicret ettikten sonra Kudüs’e doğru yönelerek namaz kılmış, fakat bir süre sonra Allah’tan Kâbe’ye yönelmesini emretmiştir. Bu emir üzerine Resûl (sallallahu aleyhi ve sellem) Kâbe’ye yönelmiş, fakat ehl-i kitap ve münafıkların eleştirilerine maruz kalmıştır.
Bu konuyu anlatan Bera b. Âzib şöyle diyor:
“Resûl (sallallahu aleyhi ve sellem) Medine’ye ilk geldiğinde Ensar’dan anne tarafından gelen akrabalarına misafir olmuştur. Medine’de on altı ya da on yedi ay Kudüs’e doğru yönelerek namaz kılmıştır. Kudüs’e yönelmiş, fakat kalbinde kıblesinin Kâbe olmasını arzulamaktadır.
Resûl’ün Medine’de Kâbe’ye yönelerek kıldığı ilk namaz bir ikindi namazıydı. Yanında başka insanlar da namaz kılmıştır. Bu namazı kılanlardan biri başka bir mescide gitmiştir. Orada rüku hâlinde olan cemaatin yanına gelerek: ‘Allah şahidim olsun ki ben, Resûl ile birlikte Kâbe’ye yönelerek namaz kıldım.’ demiştir. Cemaat, pozisyonlarını değiştirmeden aynı hâlde Kâbe’ye dönmüştür.
Resûl’ün Kudüs’e yönelerek namaz kılması Yahudilerin ve diğer ehl-i kitabın hoşuna gitmiştir. Resûl Kâbe’ye yönelince ise hoş karşılamamışlardır.
Ayrıca, kıble Kâbe’ye çevrilmeden önce Kudüs’e yönelerek namaz kılan, fakat o günden önce vefat etmiş sahabeler de vardır. Bu konuda ne söyleyeceğimizi bilememişiz. Bunun üzerine Allah teâlâ: “… Allah sizin imanınızı (namazınızı) boşa çıkarmaz…” diyerek Bakara Suresi 2/143 ayetini indirmiştir. Buhari, K. el‑İman bab; 30, K. Tefsir el‑Kur’an Sûre: 12, Ahmed b. Hanbel, Müsned, c. 4, s. 283. Yani bu ayet gelmeden önce Kudüs’e yönelerek namaz kılan ve bu ayet gelmeden önce vefat eden Müslümanların namazları da sahih kabul edilmiştir. Allah onların namazlarını kabul etmiştir.
Kıblenin sonradan değişmesi onların namazlarını geçersiz kılmaz.
Abdullah b. Abbas şöyle diyor: “Kıble Kudüs’tan Kâbe’ye çevrildiğinde Yahudiler şöyle demişler: ‘Ey Rasûl, daha önce yöneldiğin kıbleye dönelim ve seni tasdik edelim.’ Bu sözlerle Resûl’ü dininde bocalatmaya çalışıyorlardı. İşte bu yüzden ‘İnsanların içinde akılsız olanlar’ diyecekler ve ayet nazil oldu.”
Bu ayetin açıklamasında Taberi şöyle demiştir: “Ayette geçen ‘akılsız insanlar’dan kastedilen, Mücahid, Bera b. Azib ve Abdullah b. Abbas’a göre Yahudiler, Süddiye’ye göre ise münafıklardır.”
Resûl’ün Kudüs’e yönelerek ne kadar süre namaz kıldığı konusunda farklı rivayetler vardır. Said b. Cübeyr ve İkrime’nin Abdullah b. Abbas’tan naklettiğine, Ebû Bekir b. Ayyaş’ın da Bera b. Âzib’den rivayet ettiğine göre, Resûl Kudüs’e doğru on yedi ay namaz kılmıştır. Ebû İshak’ın Bera b. Azib’den rivayetine ve Said b. el‑Müseyyebe göre Resûl on altı ay namaz kılmıştır. Enes b. Mâlik’tan rivayet edilenlere göre dokuz ya da on ay, Muaz b. Cebel’den rivayet edilenlere göre ise on üç ay Kudüs’e yönelmiştir.
Resûl’ün Kudüs’e yönelerek namaz kılması, ehl‑i kitabı İslam’a çekmek için kendi içtihadıyla mı yoksa Allah’ın emriyle mi olmuştur? Bu konuda iki görüş vardır.
Hasan‑i Basri, İkrime ve Ebu’l‑Âliye göre Resûl, kendi isteğiyle Kudüs’e yönelmiştir; böylece Kudüs’e yönelen Yahudileri İslam’a çekmek ve iman etmelerini sağlamak istemiştir.
Abdullah b. Abbas ve İbn‑i Cüreyc’e göre ise Allah, Resûl’e önce Kudüs’e yönelmesini emretmiştir. Resûl ve sahabeler, Allah’ın emriyle Kudüs’e yönelerek namaz kılmışlardır. Ancak Resûl, İbrahim’in kıblesi olan Kâbe’ye yönelmek istemiş, yüzünü göğe çevirerek Allah’a dua etmiştir. Bunun üzerine Allah, Resûl’ün Kâbe’ye yönelmesini emreden ayetleri indirmiştir.
Yahudi ya da münafıkların, Resûl’e ve müminlere “Onları bulundukları kıbleden çeviren nedir?” demelerinin sebebi, Abdullah b. Abbas’ın şöyle açıkladığı gibi: “Kıble Kudüs’tan Kâbe’ye çevrildiğinde bir Yahudi topluluğu Resûl’e: ‘Ey Rasûl, sen İbrahim’in dinine göre olduğu iddia ettiğin kıbleni değiştiriyorsun, eski kıblene dön ki sana tabi olalım ve seni tasdik edelim.’ demiştir. Yahudiler bu sözlerle Resûl’ü dininde bocalatmak istemişlerdir. İşte bu yüzden Allah bu ayeti indirmiştir.”
Abdullah b. Abbas’tan nakledilen bir başka görüşe göre, Allah’ın Resûl’e Kâbe’ye yönelmesini emetmesinin ardından Resûl Kâbe’ye yönelerek namaz kılmaya başlamıştır. Bunun üzerine bir grup insan: “Bunları bulundukları kıbleden çeviren nedir? Şüphesiz ki bu adam doğduğu yeri özlüyor.” demiştir. Bu sözler üzerine Allah bu ayeti indirmiştir. Süddi de bu ayetin münafıkların sözleri üzerine nazil olduğunu söylemiştir.