Metin günümüz Türkçesine sadeleştirildi, hata bulunabilir.
Tefsire çift tıklayarak hızlıca not ekleyebilir, metin seçerek vurgu yapabilirsiniz.
Kendilerine verdiğimiz kitabı doğru bir şekilde okuyanlar, işte onlar ona iman eder; kitabı inkâr edenler ise hüsrana uğrayanlardır.
Kendilerine Tevrat ve İncil'i indirdiğimiz kimseler, Allah’a iman edip peygamberini tasdik eden ve Allah’ın “Muhammed’e uyun” emriyle hareket edenler, işte onlar verilen kitaba tam olarak uyanlardır. Kitabı ve içinde Allah’ın farz kıldıklarını ve Muhammed’in peygamberliğini tasdik etmeyi reddedenler ise Allah’ın rahmetinden paylarını alamayan ve hüsrana uğrayanlardır.
Âyet-i kerime’de bahsedilen ve kendilerine kitap verilen kişiler şunlardır:
a) Katade’ye göre, Resûlullah’ın sahabeleri ve müminlerdir. Bu görüşe göre ayetin anlamı şöyledir: “Kendilerine Kur’an’ı kitap olarak verdiğimiz müminler, o Kur’an’a tam olarak uyar ve onu doğru bir şekilde okurlar. İşte o Kur’an’a tam iman edenler de onlardır. Kim de onu inkâr ederse, işte o kişiler hüsrana uğrayanlardır.”
b) İbn Zeyd’e göre ise, kendilerine kitap verilenler, hem Yahudiliğe tam iman eden hem de İslam geldikten sonra Müslüman olan İsrailoğulları alimleridir. Bu açıklamaya göre ayetin anlamı şöyledir: “Kendilerine Tevrat’ı doğru bir şekilde okuyan ve ona tam iman eden Yahudiler, işte onlar Tevrat’a tam iman edenlerdir.”
Taberi, İbn Zeyd’in bu son görüşünün daha doğru olduğunu, çünkü bu ayetten önce ve sonra gelen ayetlerin ehl-i kitaptan bahsettiğini, Resûlullah’ın sahabelerinin isimlerinin geçmediğini belirterek, ayette geçen “kendilerine kitap verilenler” ifadesinin Yahudileri kastettiğini söylemiştir.
Âyet-i kerime’de “Kendilerine verdiğimiz kitabı doğru bir şekilde okuyanlar” şeklinde çevrilen cümle, Abdullah b. Abbas, İkrime, Ebû Âliye, Abdullah b. Mes‘ud, Ebû Rezin, Mücahid, Kays b. Sa‘d, Hasan-ı Basri ve Katade tarafından “O kitaba tam uyarlar” şeklinde açıklanmıştır. Abdullah b. Mes‘ud şöyle demiştir: “Bu ifadeden kasıt şudur: ‘Kendilerine kitap verilenler o kitaba tam uyar, yani helal kıldığını helal kabul eder, haram kıldığını da haram sayarlar. Kitabı Allah’ın indirdiği gibi okurlar, kelimeleri yerlerinden kaydırmazlar ve ona uygun olmayan bir şekilde tevil etmezler.’” Abdullah b. Abbas’ın da aynı şekilde bu cümleyi “tam uyarlar” diye yorumladığı rivayet edilir. Bu bağlamda “kelime” “okumak” anlamında değil, “uymak ve tabi olmak” anlamındadır.
Diğer bazı âlimler ise “kelime”yi “okumak” anlamında almış ve cümleyi “Kendilerine verdiğimiz kitabı doğru bir şekilde okurlar.” şeklinde yorumlamışlardır.
Taberi, müfessirlerin birinci görüşte birleştiğini belirterek bu yorumu tercih etmiş ve ayete şu anlamı vermiştir: “Ey Rasûlüm, kendilerine kitap verdiğimiz Tevrat ehli arasında sana ve benim kitabımdan sana gelenlere iman eden kimseler, Musa’ya indirdiğim kitaba uyarlar. Ona iman eder ve içinde bulunan senin sıfatlarını ve peygamberliğini kabul ederler. Senin helal kıldıklarını helal sayar, haram kıldıklarını ise haram tutarlar. Tevrat’ın ayet ve hükümlerini tahrif etmezler.”
Allah, bu ayet-i kerime’de Tevrata tam uyanları övmüştür. Çünkü Tevrata tam uyanlar, Hazret-i Muhammed’e de iman ederek Müslüman olma şerefine ulaşmışlardır. Oysa Tevrata tam uymayanlar onu tahrif eder, Resûlullah’ın Tevrattaki sıfatlarını gizler ve onun gerçek peygamber olduğunu inkar ederler; bu yüzden ayette ifade edildiği gibi hüsrana uğramışlardır.