Metin günümüz Türkçesine sadeleştirildi, hata bulunabilir.
Tefsire çift tıklayarak hızlıca not ekleyebilir, metin seçerek vurgu yapabilirsiniz.
Yahudiler: “Hıristiyanlar hiçbir şeye dayanmıyor.” dediler. Hıristiyanlar da: “Yahudiler hiçbir şeye dayanmıyor.” dediler. Halbuki onlar kutsal kitaplarını okuyorlar. Hiçbir şey bilmeyenler de aynı sözleri tekrarlıyorlardı. Allah, kıyamet günü bu konuda aralarında hüküm verecek.
Yahudiler: “Hıristiyanlar hiçbir şeye dayanmıyor, dinleri doğru yolda değil.” dediler. Hıristiyanlar da: “Yahudiler hiçbir şeye dayanmıyor, dinleri doğru yolda değil.” dediler. Halbuki onlar Tevrat ve İncil’i okuyorlar; Yahudi ve Hıristiyanların birbirlerine söyledikleri gibi sözleri Arapların ve diğer kavimlerin müşrik cahilleri de söylüyordu. Allah, kıyamet gününde din hususunda ihtilaf eden bu kişiler arasında hüküm verecek ve kimin hak, kimin batıl olduğu ortaya çıkacak.
İbn-i Abbas (radıyallahü anh) şöyle diyor: “Necran Hıristiyanları Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) gördüler. Sonra Yahudi bilginleri de aynı yere geldiler ve Resûlullah’ın huzurunda tartışmaya başladılar. Yahudiler: ‘Siz hiçbir şeye dayanmıyorsunuz.’ dediler ve Meryem oğlu İsa ile İncil’i inkâr ettiler. Hıristiyanlar da onlara: ‘Siz hiçbir şeye dayanmıyorsunuz.’ dediler ve Hazreti Musa’nın peygamberliğini ve Tevrat’ı inkâr ettiler. İşte bu yüzden bu ayet nazil oldu.”
Taberi şöyle açıklıyor: “Allah’ın mü’minlere, Yahudi ve Hıristiyanların birbirlerini kınamalarını bildirmesinin sebebi, bu grupların iddia ettikleri inançlarını içeren kitapların hükümlerini bile çiğnedikleridir. Hıristiyanların hak kitap olarak kabul ettikleri İncil, Tevrat’taki Hazreti Musa’nın peygamberliğini ve İsrailoğulları’na farz kılınan hükümlerin doğru olduğunu söyler. Buna rağmen Hıristiyanlar, İncil’i tahrif etmiş, Musa’nın peygamberliğini ve Tevrat’ın hükümlerini reddetmişlerdir. Aynı şekilde Yahudilerin hak kitap olarak kabul ettikleri Tevrat, İncil’in geleceğini ve Hazreti İsa’nın hak peygamber olduğunu bildirir. Ancak Yahudiler de Tevrat’ı tahrif ederek İsa’nın peygamberliğini ve İncil’in hak kitap olduğunu reddetmişlerdir. Her iki grup da diğerini din açısından hiçbir şey olmamakla suçlamıştır. Aslında Hazreti Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem) peygamber olarak gönderildiğinde, Yahudi ve Hıristiyanlar dinlerini tahrif ederek bir boşluğa düşmüşlerdir. Ayet, Yahudilerin ve Hıristiyanların Resûlullah döneminde yaşayanlarını değil, henüz dinlerini tahrif etmemiş olan ilk Yahudi ve ilk Hıristiyanları kastetmiştir. Onların birbirlerini suçlamaları iftira niteliğindedir. Resûlullah döneminde yaşayan Yahudi ve Hıristiyanlar dinlerini tahrif ettiklerinden bir boşluk içindedirler.”
Ayetin devamında “Hiçbir şey bilmeyenler de onların sözlerini söylüyorlardı.” denir. Burada “hiçbir şey bilmeyenler” ifadesi, Rebi’ b. Enes ve Katadeye göre “Hıristiyanlar” anlamına gelir. Bu durumda ayetin anlamı “Bilgisiz Hıristiyanlar da Yahudilerin sözlerini söylemişlerdir.” şeklindedir.
Atâ’ya göre “hiçbir şey bilmeyenler” ifadesi, Yahudi ve Hıristiyanlardan önce gönderilen ümmetleri kasteder. Bu ümmetler de Yahudi ve Hıristiyanlar gibi birbirlerini hiçbir şey olmamakla suçlamışlardır.
Süddiye’ye göre ise burada “hiçbir şey bilmeyenler” ifadesi, kitap verilmemiş Arap müşriklerini anlatır. Bu kişiler de Yahudi ve Hıristiyanların birbirlerini suçlaması gibi Resûlullah’ı hiçbir şey olmamakla suçlamışlardır.
Taberi yine şöyle diyor: “Allah, ayetin bu kısmında ilmi olmayan cahillerin de Yahudi ve Hıristiyanların söyledikleri gibi konuştuklarını belirtmiş, bu cahillerin kimler olduğunu net olarak tanımlamamıştır. Bu kişiler, Yahudi ve Hıristiyanlardan önceki ümmetler de olabilir, Arap müşrikleri de olabilir.”