Metin günümüz Türkçesine sadeleştirildi, hata bulunabilir.
Tefsire çift tıklayarak hızlıca not ekleyebilir, metin seçerek vurgu yapabilirsiniz.
Biz bir ayetin hükmünü kaldırırsak ya da unutturursak, onun yerine daha iyisini ya da aynısını getiririz. Allah’ın her şeye kadir olduğunu bilmiyor musunuz?
Bir ayetin hükmünü, helali harama, haramı helale, mubahı sakıncalıya, sakıncalıyı mubah hâle değiştirirsek ya da onu olduğu gibi bırakırsak, bu durumda hemen ya da bir süre sonra, sizden bir zorluğu kaldırmak ya da mükâfat ve sevabınızı artırmak suretiyle sizin için o ayetin daha hayırlısını getiririz. Ya da sizin için aynı faydayı sağlayan benzer ayetler getiririz. Ey Rasûlüm, bilmez misin ki Allah, farz kıldığı bazı hükümleri kaldırdığında, onların yerine dünyadan ve ahiretten bakıldığında daha hayırlı hükümler ya da aynı derecede hayırlı hükümler getirebilir?
* “Âyetin hükmünü kaldırma” ifadesinin lügat anlamı, bir konuyu bir kitaptan kopyalayıp başka bir yere yazmaktır.
Taberî şöyle diyor: “Nesih bu demektir; o hâlde bir ayetin hükmünün kaldırılıp lafzının bırakılması ya da lafzının da kaldırılması aynı şeydir. Bazı ayetlerin sadece hükümleri değiştirilmiş, lafzları ise aynen kalmış ya da unutulmuştur. Bunların hepsi nesih kavramının içine girer.” Hasan‑ı Basrî de şöyle demiştir: “Peygamberimize Kur’an’dan bazı ayetler okutuluyor, sonra da unutuluyor ve onlardan bir eser kalmıyordu. Kur’an’ın bazı ayetleri de neshedilmiştir; fakat hâlâ siz onları okursunuz. Yani hükümleri kaldırılmıştır, lafzları ise kalmıştır.”
Müfessirler “nesih” kelimesinin anlamını farklı şekillerde açıklamışlardır. Süddiye göre ayetin neshi, onu alıp götürmektir. Abdullah b. Abbâs’a göre ise onu değiştirmektir. Abdullah b. Mes‘ud’un arkadaşlarına ve Mücâhide göre ayetin lafzını bırakıp hükmünü değiştirmektir.
**Nesih Nerelerde Meydana Gelir?**
Taberî şöyle diyor: “Ayetteki hüküm değişikliği anlamında nesih, emirlerde, nehayetlerde, mubâhlarda, men edilen şeylerde ve mutlak hükümlerde olabilir. Ancak haberlerde nesih gerçekleşmez. Mesela, Allah cennetteki hayatın ebediliğini haber verdikten sonra onu değiştirerek cennet hayatının geçici olduğunu bildirmez.”
Ayet‑i kerimede geçen “unutturursak” ifadesi çeşitli şekillerde okunmuş ve her okunuşa göre farklı anlamlar verilmiştir. Bu okunuşları ve açıklamaları şöyle özetleyebiliriz:
1. **Medine ve Küfe Kurlâları** bu bölümü “Kur’anda tesbit edildiği gibi” okumuşlardır. Bu kıraat şekline göre iki anlam ortaya çıkar:
a. **“Unutturmak”**: “Biz bir ayetin hükmünü değiştirecek ya da unutturacak olursak, ondan daha hayırlısını ya da aynısını getiririz.” Bu yorumu yapanlar arasında Abdullah b. Mes‘ud, Katade, Übey b. Humeyd, Hasan‑ı Basrî, Rebi‘ b. Enes, Abdurrahman b. Zeyd ve Sa‘d b. Ebi Vakkas bulunur. Örneğin Abdullah b. Mes‘ud şöyle demiştir: “Sana bir ayeti unutturacak ya da hükmünü değiştirecek olursak, daha iyisini ya da aynısını getiririz.” Katade şöyle söyler: “Bir ayet, kendisinden sonra gelen başka bir ayetle neshediliyordu. Resûlullah o ayeti okuyordu. Daha sonra ayet unutturulup kaldırılıyordu. Böylece Allah, dilediğini Peygamberine unutturuyor, dilediğini de neshediyordu.” Humeyd ise: “Bu ayetin anlamı şudur: ‘Biz bir ayetin hükmünü değiştirir ya da onu kaldırıp elinden alırsak, daha iyisini ya da aynısını getiririz.’” Hasan‑ı Basrî: “Peygamberimize Kur’an’ın bazı ayetleri okundu, sonra da o ayetler unutuldu.” Rebi‘ b. Enes ve Abdurrahman b. Zeyd ise ayeti “Âyetleri kaldırırsak ya da silersek” şeklinde yorumlamışlardır.
b. **“Bırakmak”**: “Biz bir ayetin hükmünü değiştirecek ya da hükmünü aynen bırakacak olursak, değiştirdiğimiz ayetten daha hayırlısını ya da benzerini getiririz.” Bu yorumu Abdullah b. Abbâs ve Süddi yapmış, Taberî de bu görüşü tercih ederek şöyle bir gerekçe sunmuştur: “Allah, ayet‑i kerimenin baş kısmında, hükmünü kaldırdığı ayetlerden daha hayırlısını ya da benzerini getireceğini beyan etmiştir. Ayetin devamında ise bazı ayetleri olduğu gibi bırakacağını söylemesi daha uygundur. Bu yüzden ayetin bu bölümünü ‘bırakmak’ anlamıyla almak daha doğrudur.”
2. **Sahabe ve Tâbiinden bir topluluk ile Küfe ve Basra Kurlâları** bu bölümü “Veya erteleyecek olursak” şeklinde okumuşlardır. Bu kıraatın anlamı: “Ey Rasûlüm, sana indirdiğimiz ayetlerden bazılarının lafzını bırakıp hükümünü değiştirecek ya da hükümünü aynen bırakacak olursak, neshettiklerimizden daha hayırlısını ya da benzerlerini getiririz.” Bu yorumu Atâ, Ebû Neciyh, Mücâhid, Atıyye, Ubeyd b. Umeyr gibi müfessirler yapmıştır.
3. **Sa‘d b. Ebi Vakkas ve diğer bazı müfessirler** bu bölümü “Ey Rasûlüm, sen unutacak olursan…” şeklinde okumuşlardır. Anlamı: “Biz bir şeyin hükmünü değiştirecek ya da sen onu unutacak olursan, o ayetten daha hayırlısını ya da aynısını getiririz.”
Bazı âlimler bu kıraatın anlamını vermenin doğru olmadığını, çünkü Resûlullah’ın neshedilmeyen ayetleri unutması sözünün caiz olmadığını, ancak unutup tekrar hatırlaması mümkün olabileceğini savunmuşlardır. Bu görüşü desteklemek için İsra sûresi 17/86’da geçen: “Yemin olsun ki dilersek sana vahyettiğimizi ortadan kaldırırız; sonra bize karşı sana yardım edecek bir vekil bulamazsın.” ayetini gösterirler. Bu ayet, Allah’ın Resûlullah’a gönderdiği ayetlerden hiçbirini unutturmadığını ifade eder.
Taberî, bu görüşe karşı çıkanlara şöyle yanıt verir: “Enes b. Mâlik ve Ebû Mûsa el‑Eşâri gibi bazı sahabeler, indirilen bazı ayetlerin daha sonra neshedildiğini rivayet etmişlerdir. Bu rivayetler, Allah’ın dilediği bazı ayetleri Peygamberine unutturmak suretiyle kaldıracağını gösterir.” Enes b. Mâlik şöyle der: “Zekvan, Usayye ve Beni Lihyan kabileleri, düşmanlarına karşı Resûlullah’tan yardım istediler. Resûlullah onlara Ensardan yetmiş kişi gönderdi. Onları o zaman ‘Kurralar’ diye adlandırıyorduk. Gündüz odun toplayıp rızıklarını temin eder, geceleri namaz kılarak geçerlerdi. Resûlullah’ın gönderdiği bu insanlar ‘Bi’ir‑i Maûne’ adlı yere vardıklarında, yardım isteyenler onlara ihanet edip öldürdüler. Bu haber Resûlullah’a ulaştığında, bir sabah namazında Zekvan, Usayye ve Beni Lihyan’a beddua etti. Biz bu öldürülenler hakkında Kur’an’dan ayet okuduk; sonra bu ayet kaldırıldı. O ayet şöyleydi: ‘Bizim kavmimize bildirin ki muhakkak Rabbimize kavuşacağız, o bizi razı etti…’ (başka bir rivayette ‘Biz de ondan razı olduk’ denir.)” Buhari, el‑Megâzi, bab: 28 / Müslim, el‑Mesâcid, bab: 297, Hadis No: 677’de Ebû Mûsa el‑Eşâri şöyle der: “Unuttuğum bir sureden şu ayeti hatırlıyorum: ‘Şâyet Âdemoğlunun iki vadi dolusu malı olsa üçüncü bir vadiyi ister. İnsanoğlunun karın boşluğunu ancak toprak doldurur…’” (Müslim, el‑Zekât, bab: 119, Hadis No: 1050)
Taberî şöyle söyler: “Akıl sahibi bir insan, Allah’ın Peygamberine indirdiği ayetlerden bazısını unutturmuş olabileceğini imkânsız görmez.” Bu görüşe karşı çıkanlar ise İsra sûresi 17/86’yı hatırlatarak: “Allah, dilerse vahyettiği her şeyi ortadan kaldırabilir, ama bunu yapmadı. Sadece ihtiyaç duyulmayan ayetleri neshedip kaldırdı.” demektedir. Başka ayetlerde de şöyle buyurulur: “Ey Rasûlüm, sana Kur’an’ı okutacağız ve onu asla unutmayacaksın.” Ancak Allah’ın dilediği istisna vardır; Ala sûresi 87/6‑7’de, neshedilen ya da unutulan ayetlerin istisna olduğu belirtilir.
Âyet‑i kerimenin devamında “Daha iyisini ya da aynısını getiririz.” denir. Bu kısmı müfessirler farklı şekillerde açıklamıştır:
- Abdullah b. Abbâs: “Size fayda bakımından daha iyisini, daha yumuşak olanını ya da benzerini getiririz.”
- Katade: “Size daha hafifini, daha merhametlisini, içinde emir ve yasaklar bulunanları ya da benzerlerini getiririz.”
- Süddi: “Neshettiğimizden daha hayırlısını ya da neshetmeyip bıraktığımızın benzerini getiririz.”
- Mücâhid: “Bir ayeti unutturup kaldıracak olursak, onun bir benzerini ya da daha hayırlısını getiririz.”
Taberî, ayetin anlamını şu şekilde özetler: “Biz bir ayetin hükmünü değiştirirsek ya da değiştirmezsek, hükmünü aynen bırakırsak, değiştirdiğimiz ayetten sizin için ya hemen ya da gelecekte daha hayırlı olanını ya da hükmünün külfet ve sevap bakımından aynısını getiririz.”
Taberî’ye göre nesih (ayetlerin hüküm kaldırılması) çeşitleri şunlardır:
a) Dünya hayatı bakımından zor bir hükmün kaldırılıp yerine daha kolay bir hüküm getirilmesi. Örneğin gece namazının mü’minlere farz kılınmasının kaldırılması.
b) Dünya hayatı bakımından kolay bir hükmün kaldırılıp zor bir hüküm getirilmesi. Bu, mü’minler için gelecekte daha hayırlıdır. Örneğin belirli günlerde oruç tutmanın kaldırılarak tam bir ay Ramazan orucu farz kılınması. Zor olsa da sevap bakımından daha hayırlıdır.
c) Bir hükmün kaldırılıp yerine, zorluk ve kolaylık bakımından aynı olan başka bir hükmün getirilmesi. Örneğin Kudüs’ün kıble olması hükmünün kaldırılıp Kâbe‑yi Muazzama’nın kıble ilan edilmesi. Ayet‑i kerimede geçen “Veya aynısı getiririz” ifadesi bu anlamı taşır; çünkü Kudüs ya da Kâbe’ye yönelmenin külfet ve sevabı aynıdır.