Metin günümüz Türkçesine sadeleştirildi, hata bulunabilir.
Tefsire çift tıklayarak hızlıca not ekleyebilir, metin seçerek vurgu yapabilirsiniz.
**Ceza Gününün Sahibi: "Sahip" olarak çevrilen "Mâlik" kelimesi üç farklı şekilde okunmuştur:**
**1. Okunuş: Melik.** Anlamı "Hükümdar, mülk sahibi" demektir. Bu okunuşa göre ayetin anlamı şöyledir: "Varlıkların hesaba çekilip ceza veya mükafatlandırılacakları kıyamet gününün hükümdarı ve tek sahibi yalnızca Allah'tır." Dünyadaki gibi bazı zorbalar, o gün hükümdarlık veya mülk sahibi olma iddiasında bulunamayacak, böbürlenemeyecek ve herhangi bir zulüm veya baskı yapamayacaklardır. Dünyadaki zorba hükümdarlar, ahirette gerçek hükümdar olan Allah'ı görünce, kendilerinin küçük ve zelil kimseler olduklarını, büyüklük, azamet, mülk ve hükümranlığın ise yalnızca Allah'a ait olduğunu kesin olarak anlayacaklardır. Allah Teâlâ bu durumu başka bir ayette şöyle belirtmiştir: "O gün insanlar ortaya çıkarlar. Onların hiçbir şeyi Allah'a gizli kalmaz. 'Bugün hakimiyet ve mülk kimindir?' diye sorulur." (Müminun Suresi, 40/16)
**2. Okunuş: Mâlik.** Anlamı "Hüküm verme hakkına sahip veya kıyamet gününü getirmeye gücü yeten" demektir. Abdullah b. Abbas bu okunuşu şöyle açıklar: "İnsanların cezalandırılacakları veya mükafatlandırılacakları kıyamet gününde hüküm verme yetkisi sadece Allah'a aittir. Dünyada olduğu gibi o gün, Allah'ın dışında hiç kimse hüküm veremeyecektir." Abdullah b. Abbas, bu açıklamasından sonra şu ayetleri okumuştur: "Cebrâil ve meleklerin saf saf dizildiği gün, Rahman olan Allah'ın izin verdiği ve doğruyu söylediği kimse hariç, onun huzurunda kimse konuşamaz. (Nebe Suresi, 78/38) O gün kendilerini Allah'ın huzuruna davet edene uyacaklar, kimse yan çizemeyecektir. Rahman olan Allah'ın azameti karşısında sesler kısılacak, fısıltıdan başka hiçbir şey işitmeyeceksin. (Taha Suresi, 20/108) (Melekler) ancak Allah'ın razı olduğu kimseye şefaat edebilirler..." (Enbiya Suresi, 21/28)
Taberi, birinci okunuş şeklinin şu nedenlerle daha uygun olduğunu belirtmiştir: Hükümdar ve mülk sahibi olmak, aynı zamanda karar yetkisine sahip olmayı ve hüküm verme gücünde olmayı da kapsar. Halbuki "Mâlik" kelimesi "Hüküm verme yetkisini haiz" şeklinde açıklanırsa, bu hükümranlığı ve mülk sahipliğini ifade etmez. Ayetleri daha kapsamlı anlamda almak daha uygundur. Diğer yandan, bu ayetten önceki ayetlerde Allah Teâlâ, bütün alemlerin rabbi, yani kendisine itaat edilen efendisi, düzelten ve sahibi olduğunu belirtmiştir. Hemen o ayetin sonunda aynı anlamı farklı bir kelimeyle ifade etmek ilahi kelama uygun değildir. Bu nedenle "Melik" şeklindeki okunuşu esas alıp kıyamet gününde bütün mülkün ve hükümranlığın ona ait olduğunu söylemek, "Mâlik" şeklindeki okunuşu esas alarak "Kıyamet gününde hüküm vermeye sadece o yetkilidir" demekten daha üstündür.
**3. Okunuş: Mâlike.** Anlamı "Ey kıyamet gününün sahibi" demektir. Bu şekilde okuyanlar, sonraki ayetle bu ayet arasındaki bağlantıyı güçlendirmek için böyle okumuşlardır. Çünkü onlara göre bu ve sonraki ayetlerin anlamı şöyledir: "Ey kıyamet gününün sahibi, ancak sana kulluk eder ve ancak senden yardım dileriz..."
Taberi, bu okunuş şeklinin de uygun olmadığını belirtmiş ve sonraki ayetlerle bağlantıyı güçlendirme gerekçesinin doğru olmadığını ifade etmiştir. Zira Abdullah b. Abbas, Cebrail'in, Allah Teâlâ'nın Resulullah'a şöyle emrettiğini rivayet etmiştir: "Ey Resulüm, de ki: Alemlerin rabbi olan, Rahman ve Rahim olan ve kıyamet gününün sahibi olan Allah'a hamdolsun. Ey Resulüm, yine de ki: 'Ancak sana kulluk eder ve ancak senden yardım dileriz.'" Böylece bu okunuş şekline ihtiyaç kalmamıştır.
**Ceza Günü: "Ceza günü" olarak çevrilen "Yevmiddin" ifadesindeki "Din" kelimesinin anlamı "Cezalandırma ve amellerin karşılığını verme" demektir. Şu ayetlerde geçen "Din" kelimesi de bu anlamdadır:** "Hayır, hayır! Doğrusu siz dini (cezalandırılmayı) yalanlıyorsunuz." (İnfitar Suresi, 82/9) "Eğer doğru sözlüler iseniz, (söylediğiniz) bu sözünüzde sadıksanız, (ölmekte olan) bu canı geri çevirsenize!" (Vakıa Suresi, 56/86-87)
Abdullah b. Abbas, Abdullah b. Mes'ud, Katade ve İbn-i Cüreyh de buradaki "Din" kelimesinden maksadın "Cezalandırma ve hesaba çekme" olduğunu söylemişlerdir. Abdullah b. Abbas'ın şöyle dediği rivayet edilmiştir: "'Yevmiddin' demek, 'Yaratıkların hesaba çekildiği gün' demektir ki o da 'Kıyamet günüdür.' Allah o gün yaratıklara, yaptıkları amellerin karşılığını verecektir. Hayra hayır, şerre de şer karşılığını verecektir. Ancak affettikleri müstesnadır. Çünkü emir onundur." Zira Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur: "... İyi biliniz ki, yaratmak ve emretmek ona mahsustur..." (A'raf Suresi, 7/54)