Metin günümüz Türkçesine sadeleştirildi, hata bulunabilir.
Tefsire çift tıklayarak hızlıca not ekleyebilir, metin seçerek vurgu yapabilirsiniz.
İman eden ve salih ameller işleyenler bu durumun dışındadır; onlar için sonsuz mükâfat vardır.
Bu ayet, daha önceki ayetteki açıklamalara dayanarak farklı şekillerde yorumlanmıştır.
Abdullah b. Abbas ve İbrahim en‑Nehâi, bu ayeti önceki ayetle ilişkilendirerek şöyle açıklamışlardır: “İnsanı en güzel şekilde yarattık, ardından onu yaşlılığın en kötü hâline getirdik. Böylece gözleri bulanıklaştı, gençliğinde yaptığı ameller kesildi. Ancak iman edip salih ameller işleyenler bundan muaftır. Sağlıklı iken salih ameller işleyenler, yaşlılıkta da bu amelleri sürdürme sevabı alır.”
Abdullah b. Abbas, İkrîmî ve Katâde’den nakledilen başka bir görüşe göre de ayeti şöyle yorumlamıştır: “İnsanı en güzel şekilde yarattık, sonra onu yaşlılığın en kötü hâline getirdik. Ancak iman edip salih ameller işleyenlerin, yaşlılık döneminde de bu amellere mükâfat verilir, günahları affedilir, cezalandırılmaz.”
Mücâhid ve Hasan‑ı Basri ise ayeti şu şekilde açıklamışlardır: “İnsanı en güzel şekilde yarattık, ardından onu cehennemin en alt katına indirdik. Ancak iman edip salih ameller işleyenler bu cezadan muaftır. Hasan‑ı Basri şöyle der: ‘Bu ayetler, “Asra yemin olsun ki insan mutlaka hüsrandır; ancak iman edenler, salih amelleri ve sabrı tavsiye edenler bunun dışındadır.” Asr Suresi, 103/1‑3 ayetleri gibi.’”
Taberî, “Esfel‑i Sâfilîn” ifadesini “insanın ömrünün en ileri yaşı” olarak yorumlamayı tercih ettiği için birinci görüşü benimsemiş ve ayete şu anlamı vermiştir: “İnsanı en güzel şekilde yarattık, ardından onu yaşlılığın en kötü hâline getirdik. Böylece salih ameller işleyemez hâle geldi. Ancak sağlıklı ve gençken salih ameller işleyenler müstesnadır; onlar yaşlandıklarında da sınırsız mükâfat bekler.”