Metin günümüz Türkçesine sadeleştirildi, hata bulunabilir.
Tefsire çift tıklayarak hızlıca not ekleyebilir, metin seçerek vurgu yapabilirsiniz.
De ki: “Eğer ahiret yurdu, Allah katında başka insanlara değil sadece size tahsis edilmişse ve bu iddianızda samimi iseniz ölümü isteyin.
Ey Resulum, de ki: “Ey Yahudi topluluğu, eğer ahiret nimet ve lezzetleri diğer insanlara değil sadece size ait olacaksa ve bu iddianızda samimi iseniz ölümü arzulayın. Çünkü ancak öldükten sonra bu nimetlere kavuşacaksınız.”
Allahü Teâlâ bu ayeti, Resulullah’ın hicret ettiği bölgede yaşayan Yahudilere bir delil olarak göndermiştir. Çünkü bu ayette, Resulullah’a karşı çıkan Yahudileri onunla müzakere etmeye ve açık tartışmaya davet etmektedir. Ve Yahudilere diyor ki: “Eğer siz, Allah katında üstün derecelere sahip olduğunuzu ve ahiret nimetlerinin size mahsus olduğunu iddia ediyorsanız ve bu konuda samimi iseniz ölümü isteyin. Bu yolla arzularınıza ulaşın. Fakat bunu yapmazsınız; çünkü Muhammed’e karşı çıkma tutumunuzla isyan içinde olduğunuzu bilirsiniz. Ölürseniz cehenneme gireceğinizi anlamış durumdasınız.”
Allahü Teâlâ bu ayette, ehl‑i kitap olan Hristiyanları da Resulullah ile müzakere etmeye ve açık tartışmaya davet etmiştir. Bu davet “Mubahale” ayeti olarak adlandırılır. Ayette şöyle buyurulur: “Kim, kendisine ilim geldikten sonra seninle mücadele ederse ona şöyle de: ‘Gelin çocuklarımızı ve çocuklarınızı, kadınlarımızı ve kadınlarınızı, kendimizi ve kendinizi çağıralım. Sonra yalvaralım da yalancıları Allah’ın lanetiyle lanetleyelim.’” (Âl‑i İmran, 3/61)
Açıklamış olduğumuz ayet de Yahudileri mübahaleye davet etmiştir. Ancak hem Yahudiler hem de Hristiyanlar bu tür bir karşılaşmadan şiddetle kaçınmışlardır; çünkü böyle bir şey yaptıklarında hüsrana uğrayacaklarını idrak etmişlerdir. Bu hususta Abdullah b. Abbas şöyle diyor:
“Ebû Cehil dedi ki: ‘Allah’a yemin olsun, ben Muhammed’i Kâbe’nin yanında namaz kılarken görürsem mutlaka yanına gidip ayağımı boynuna basarım.’” Bunun üzerine Resulullah buyurdu: “Şayet bunu yapmış olsaydı, melekler onu açıkça yakalardı. Eğer Yahudiler ölümü temenni etmiş olsalardı, mutlaka ölür ve cehennemdeki yerlerini görürlerdi. Şayet Allah’ın Resulüyle tartışmaya davet edilen Hristiyanlar mübahaleye çıkmış olsalardı, geriye döndüklerinde ne mal ne de aile bulamazlardı.” (Ahmed b. Hanbel, Müsned, c. I, s. 248)
Taberi diyor ki: “Bu ayet nazil olduğunda, Yahudiler hakkında karar vermekte zorlanan insanlar için onların yalancı, iftiracı, Resulullah’a karşı kinli ve haksız oldukları ortaya çıktı. Resulullah ve sahabelerinin haklı olduğu anlaşıldı. Böylece Resulullah ve sahabeleri, Yahudilere karşı galip geldi. Allah’a hamdolsun, günümüze kadar Resulullah’ın izinden gidenler, Yahudilere ve diğer din mensuplarına karşı galip durumdadır.”
Resulullah’ın Yahudileri böyle bir tartışmaya davet etmesinin sebebi, Yahudilerin “Biz Allah’ın oğulları ve dostlarıyız.” demeleridir. Maide suresi, 5/18 ve “Cennete ancak Yahudi olanlar ve Hristiyanlar girecektir.” Bakara suresi, 2/111 gibi ifadeler.
Yahudilerin ölümü nasıl temenni etmeleri gerektiği hususu müfessirler tarafından şu şekilde izah edilmiştir:
Abdullah b. Abbas’a göre, Yahudilerin iki fırkadan yalancı olanların Allah’tan ölüm istemeleri şeklinde olacaktır.
Katade, Ebu Âliye ve Rebi’ b. Enese’ye göre ise Yahudilerin ölümü istemeleri, hemen ölmek ve nimetlere kavuşmayı talep etmeleri şeklinde olacaktır.
Ayette geçen “başka insanlar” ifadesi, bazı âlimlere göre “bütün insanlar” anlamındadır. Bu izaha göre Yahudiler, ahiret yurdunun sadece kendilerine mahsus olduğunu iddia etmişlerdir.
Abdullah b. Abbas’tan nakledilen başka bir izaha göre, ayetteki “başka insanlar” ifadesi, Hazreti Muhammed ve sahabelerini kastetmektedir. Çünkü Yahudiler onları küçümsüyor ve cennete giremeyeceklerini iddia ediyorlardı.