Metin günümüz Türkçesine sadeleştirildi, hata bulunabilir.
Tefsire çift tıklayarak hızlıca not ekleyebilir, metin seçerek vurgu yapabilirsiniz.
Ey iman edenler, “Raina” demeyin. “Bize bak” deyin. Ve sözü iyi dinleyin. Kâfirler için yakıcı bir azap vardır.
Ey, Allah’ı ve Peygamberi tasdik edenler, “Ne konuştuğumuzu anlaman için bize kulak ver.” anlamına gelen “Râina” sözünü söylemeyin. “Bize söylediğini anlamamız ve ayırt edebilmemiz için bize bak, bizi gözetle” deyin. Ve Resûlullah’ın size söylediğini dinleyin, anlayın ve ezberleyin. Allah’ın ayetlerini inkâr eden ve Peygamberini yalanlayanlar için acı veren bir azap vardır.
Müfessirler “Râina” ifadesini iki şekilde açıklamışlardır. Atâ ve Mücahide’ye göre “Râina demeyin” cümlesinin maksadı, “Muhalif bir söz söylemeyin” demektir. Abdullah b. Abbas ve Dehhak’a ve Mücahide’den nakledilen diğer görüşe göre “Râina demeyin” ifadesinin maksadı, “Sen bizi dinle, biz de seni dinleyelim” demektir. Buna göre bu cümlenin anlamı “Ey iman edenler, ‘Sen bizi dinle, biz de seni dinleyelim’ demeyin” şeklindedir.
Müfessirler, Allahü Teâlâ’nın mü’minlere böyle bir şey söylemelerini yasaklaması hakkında şu görüşleri dile getirmişlerdir:
Katade, Atıyye, Abdullah b. Abbas ve İbn-i Zeyd’e göre, mü’minlere “Râina” demelerinin yasaklanmasının sebebi, Yahudilerin bu sözü Resûlullah ile alay etmek ve ona hakaret etmek maksadıyla kullanmalarıdır. Allahü Teâlâ, Yahudilerin bu niyetini bilmeyen mü’minleri uyarmış ve bu sözü söylememelerini emretmiştir.
“Râina” kelimesi, Yahudilerin dilinde hem “sövmek” hem de “gözet ve koru” anlamına geliyordu. Yahudiler bu kelimeyi kullanarak Hazret-i Muhammed (s.a.v.)’e hakaret etmeye çalışıyorlardı.
Atâ, Ebu Ali ve İbn-i Cüreyc’e göre ise Allahü Teâlâ’nın mü’minlere “Râinâ” demeyi yasaklamasının nedeni, bu kelimenin cahiliyye döneminde Medineli insanlar arasında birbirlerine karşı kullanılan, aşağılayıcı bir argo sözcük olmasıdır.
Süddiye’ye göre ise Allahü Teâlâ’nın mü’minlere bunu yasaklamasının sebebi, Rifâ b. Zeyd adlı bir Yahudinin bu ifadeyi bir hakaret aracı olarak kullanmasıdır. Bu kişi Peygambere “Kulağını bana ver, işitmeyesin beni dinle” diyordu. Müslümanlar da Peygambere karşı böyle konuşmanın saygılı olduğunu zannedip bunu tasdik ediyorlardı. Bu yüzden Allahü Teâlâ onlara bu ifadeyi kullanmamalarını emretmiştir. Nitekim Yahudilerin Resûlullah’a karşı böyle konuştukları şu ayette zikredilir: “Yahudilerden bir kısmı, sözü asıl anlamından kaydırıp ‘İşittik, karşı geldik. Dinle, işitmez olası’ derler. Yine dillerini eğerek ve dini kötüleyerek ‘Râinâ’ derler. Eğer onlar ‘İşittik, itaat ettik. Dinle ve bizi gözet’ deselerdi kendileri için daha hayırlı ve doğru olurdu. Fakat Allah onlara inkârlarından dolayı lanet etmiştir. Onlardan iman eden çok azdır.” (Nisa Suresi, 4/46)
Taberi diyor ki: “Doğru görüş şudur: Allahü Teâlâ mü’minlere ‘Râinâ’ kelimesini kullanmalarını yasaklamıştır. Nitekim Resûlullah da kölelere ‘kulum’ demeyi yasaklamış, onlara ‘gencim’ denmesini emretmiştir. ‘Râinâ’ kelimesi hem ‘bizi koru, biz de seni koruyalım; bizi denetle, biz de seni denetleyelim’ anlamına gelir hem de ‘Kulağını sadece bize ver, başka şeyler dinleme’ anlamını taşır. Bu yüzden Allahü Teâlâ, mü’minlerin Peygamberlerine tam saygı göstermeleri için bu tür çok anlamlı kelimeleri kullanmamalarını yasaklamış ve saygı ifadelerini öğretmiştir. Başka bir ayette de mü’minlerin Peygamberle konuşurken alçak sesle konuşmaları gerektiği, aksi takdirde amellerinin boşa çıkacağı bildirilir: ‘Ey iman edenler, sesinizi Peygamberin sesini bastıracak şekilde yükseltmeyin. Birbirinizle yüksek sesle konuştuğunuz gibi Peygamberle de yüksek sesle konuşmayın. Yoksa amelleriniz boşa gider ve farkında bile olmazsınız.’” (Hucurat Suresi, 49/2)
Taberi, mü’minlerin bu ifadeyi Yahudilerden alarak kullandıklarını söylemenin doğru olmadığını, çünkü mü’minlere böyle bir sıfatın yakışmadığını, ayrıca “Râinâ” kelimesinin maksadının “muhalif söz” olmadığını, Arapçada bu anlamı taşımadığını, sadece “denetleme” ve “tam kulak verme” anlamına geldiğini belirtir. Katade’nin izah ettiği gibi “Râinâ” kelimesi Arapçada hakaret anlamı taşımaz; İbranice’de hakaret anlamı vardır ve Yahudiler onu kendi dillerindeki anlamda kullanırlar. Mü’minler ise Arapçadaki anlamıyla kullanırlar; bu karışıklık nedeniyle mü’minlere bu ifadeyi kullanmaları yasaklanmıştır.