Metin günümüz Türkçesine sadeleştirildi, hata bulunabilir.
Tefsire çift tıklayarak hızlıca not ekleyebilir, metin seçerek vurgu yapabilirsiniz.
Namaz kıldığı zaman birini engelleyeni gördün mü?
Bu ayetler ve sonrasındaki ayetlerin Ebû Cehîl hakkında nazil olduğu rivayet edilir. Bu rivayet Abdullah bin Abbas ve Ebû Hureyre’den gelmektedir. Abdullah bin Abbas şöyle diyor: “Ebû Cehîl şöyle demiş: ‘Yemin olsun, eğer Muhammed’in Kâbe’de namaz kıldığını görürsem ayağımı onun boynuna basarım.’ Bu söz Resûlullah’a ulaşmış. Resûlullah: ‘Şayet bunu yapmaya kalksa, melekler onu yakalar.’ demiştir.” (Müsned, C.l, s.248)
Ebû Hureyre şöyle anlatıyor: “Ebû Cehîl şöyle demişti: ‘Muhammed yine aramızda yüzünü topraklara sürüyor mu (namaz kılıyor mu?)’ ‘Evet’ denildi. Ebû Cehîl: ‘Lat ve Uzza’ya (putlara) yemin olsun, eğer onu böyle görürsem kesinlikle ayağımı onun boynuna basarım ya da yüzünü topraklara süreceğim.’ demiş. Resûlullah namaz kılıyor, Ebû Cehîl ona doğru yürümeye başladı. Ancak bir anda geri çekildi, elleriyle bir şeyleri kendisinden uzaklaştırmaya çalıştı. Ona ‘Sana ne oldu?’ soruldu. Ebû Cehîl: ‘Benimle onun arasında ateşten bir çukur, bir uçurum ve kanatlar var.’ dedi. Bunun üzerine Resûlullah: ‘Şayet o bana yaklaşsaydı, melekler onun bedenini parça parça koparırdı.’ buyurdu. Bu olaydan sonra Allah şöyle buyurdu: ‘Hayır, insan, kendisinin muhtaç olmayacağını sandığı için azap görür. Ey insan, dönüş mutlaka Rabbine olur.’ ‘Namaz kıldığı zaman birini engelleyeni gördün mü? Eğer engelleyen kul doğru yoldaysa ya da Allah’tan korkmayı emrediyorsa ne olur? Ya da o kul yalan söylüyor ve yüz çeviriyorsa?’ ‘Namaz kılanı engelleyen kimse, Allah’ın her şeyi gördüğünü bilmez mi?’ ‘Hayır, eğer o davranışından vazgeçmezse, yemin olsun ki onu yalancı ve günahkar perçeminden tutup cehenneme sürükleriz.’ ‘O zaman taraftarlarını yardımına çağırsın.’ ‘Biz de Zebanileri çağıracağız.’ ‘Ey Rasûlüm, ona uyma.’ (Müslim, K. el-Mıinafikîn, bab: 38, Hadis no: 2797)
Abdullah bin Abbas şöyle diyor: “Resûlullah bir gün namaz kılıyordu. O sırada Ebû Cehîl geldi ve ona ‘Ben sana bunu yasaklamadım mı?’ dedi. Resûlullah namazı bıraktı ve Ebû Cehîl’i azarladı. Ebû Cehîl de ‘Sen çok iyi biliyorsun ki bu vadide benden daha çok taraftan bulunan kimse yoktur.’ dedi. Bunun üzerine Allah şöyle buyurdu: ‘O zaman taraftarlarını yardımına çağırsın. Biz de Zebanileri çağıracağız.’” (Tirmizi, K. Tefsir el‑Kur’an, Sûre: 96, bnh: 2, Hadis no: 3349)
Abdullah bin Abbas şöyle ekliyor: “Allah’a yemin olsun ki, eğer Ebû Cehîl taraftarlarını çağıracak olsaydı, Allah’ın Zebanileri onu yakalardı.” (Ahmed bin Hanbel, Müsned, c.l. s.256)
Rivayet edildiği gibi Allah bu ayetlerde Ebû Cehîl’i ve benzerlerini uyarmış, imana gelmezlerse akıbetlerinin perişan olacağını bildirmiştir: “Ey Rasûlüm, sen Kâbe’de namaz kılarken, namaz kılmana engel olmak isteyen Ebû Cehîl’i gördün mü? Ne dersin? Sen namaz kılmada haklıysan ya da seni engelleyenin Allah’ın azabından korkmasını istiyorsan, ne düşünüyorsun? Eğer Ebû Cehîl senin getirdiğin gerçeği yalanlıyor ve ondan yüz çeviriyorsa, Allah onun bu davranışlarını görüyor mu? Ebû Cehîl, Allah’ın onu cezalandırmasından korkmaz mı? Hayır, Ebû Cehîl, Muhammed’in boynuna ayağını basamaz; buna gücü yetmez. Şayet o, Muhammed’e karşı düşmanca tutumundan vazgeçmezse, yemin olsun ki onu yalancı ve günahkar perçeminden yakalayacağız. O zaman aşiretini, kavmini ve bütün taraftarlarını yardımına çağırsın; biz de Zebanileri çağıracağız. Böylece Ebû Cehîl ve benzerleri neyin ne olduğunu anlayacaklardır. Hayır, durum Ebû Cehîl’in iddia ettiği gibi değildir. Ey Rasûlüm, namazı yasaklamada ve diğer işlerinde Ebû Cehîl’e uyma. Rabbine secde et, ibadet ve itaatle ona yaklaş. Zira biz senin yanında oldukça Ebû Cehîl sana zarar veremez.”