Metin günümüz Türkçesine sadeleştirildi, hata bulunabilir.
Tefsire çift tıklayarak hızlıca not ekleyebilir, metin seçerek vurgu yapabilirsiniz.
Ey Resulüm, de ki: “Cin ve insanlardan gelen, insanların kalplerine vesvese sokan o sinsi vesvese verenin şerrinden, insanların Rabbi, Maliki ve ibadeti yalnızca O’na ait olan Allah’a sığınıyorum.”
Ayet-i kerimede, Allah’ın sıfatlarından “İnsanların Maliki” olduğu belirtilir. Böylece müminler, Rabblerine saygı gösterdikleri gibi, bazı insanların diğer insanlara saygılarını bırakıp, bütün insanların malikinin Allah olduğunu kavrasın ve O’na kulluk etsinler.
Ayette geçen “vesvas” kelimesi şeytanı, “sinsi” ifadesi ise iki şekilde açıklanmıştır.
Bir açıklama şöyle: İnsan Allah’ı zikrettiğinde şeytan siner; Allah’tan uzaklaştığında ise ona vesvese verir. Bu yüzden şeytana “hinnas” (sinsi ve gizlenen) denir. Abdullah b. Abbas şöyle der: “Doğmuş hiçbir çocuk, kalbinde vesvese veren bir şeytan olmadan büyümez. Çocuk akıl çağına geldiğinde Allah’ı zikredince şeytan siner; gafil olduğunda ise vesvese verir. İşte ‘vesvas-ı hinnas’ bu demektir.” Mücahid, Katade ve İbn-i Zeyd de ayeti bu şekilde yorumlamışlardır.
Diğer bir yorum ise: Şeytan, insanı Allah’a isyan etmeye çağırır. Ona itaat edildiğinde siner. Yani şeytana ibadet eden kul, hesap gününde şeytanın kendisine yardım etmediğini, aksine ondan kaçtığını görür. Bu açıklama da Abdullah b. Abbas’tan rivayet edilmiştir.
Taberi, ayet-i kerimeyi sadece belirli bir şeytan vesvesesine bağlamanın doğru olmayacağını, her türlü vesvaseden Allah’a sığınmayı emretmenin daha doğru olduğunu söyler.
Bu surede Allah, Rablık, Maliklik ve İlahlık sıfatlarını vurgular ve insanı, kendisine musallat olan şeytanın şerrinden bu sıfatların sahibi olan Rabbine sığınmaya çağırır. Böylece insan, yoldan çıkarmaya çalışan şeytanın şerrinden korunmuş olur.