Metin günümüz Türkçesine sadeleştirildi, hata bulunabilir.
Tefsire çift tıklayarak hızlıca not ekleyebilir, metin seçerek vurgu yapabilirsiniz.
Boynunda liften yapılmış bir ip bulunan, odun taşıyan o kadın da.
Âyette geçen “Ebû Leheb’in karısı.” Harb’in kızı “Erva”dır. Bu kadın, Ebû Süfyan’ın kızkardeşi olup “Ümmü Cemil” adıyla tanınır. Kureyş’in önde gelen kadınlarından biridir. Resûlüllah’a düşman kocasına inkârcılığında sürekli yardımcı olmuştur. Âyet‑i kerimelerde bu kadının dünyadaki sıfatı ve âhirette çekeceği azap anlatılır. Kadının sıfatlarından biri de “odun taşıyan” olarak çevrilen ifadedir.
Bazı müfessirler bu sıfatı, dış anlamıyla alarak kadının sırtında dikenler taşıyıp Resûlüllah’ın geçeceği yollara döktüğünden bu sıfatı aldığını, “odun”dan kasıtın da “diken” olduğunu söyler. Abdullah b. Abbas, Yezid b. Zeyd, Dehhak ve İbn‑i Zeyd bu görüştedir. Abdullah b. Abbas şöyle der: “Bu kadın dikenleri yükleyip getirir ve onları Resûlüllah’ın yoluna atardı ki Resûlüllah ve sahabelerinin ayakları yaralansın.” Taberi de aynı görüşü benimsemiştir.
Diğer bir grup müfessir ise “odun taşıyan” sıfatının mecazi anlamda kullanıldığını, kadının insanlar arasında fitne çıkardığını ve Resûlüllah’ı ayıpladığını ileri sürer. Yani kadın fitne yaparak insanları birbirine düşürmüş, sanki odun taşıyarak ateş yakmış gibi olmuştur. Ya da dünyada iken fitne işleyip cehenneme, kendisini yakacak odunu da yanına götürmüş gibi yorumlanır.
İkrime, Mücahid ve Katade bu sıfatı aynı şekilde açıklarlar.
Bazı müfessirler, kadının Resûlüllah’ı maddi yoksunlukla ayıpladığı için kendisinin de “odun taşıyan” sıfatıyla ayıplandığını söyler.
“Liften yapılmış” ifadesi de müfessirler arasında farklı şekillerde yorumlanmıştır.
Abdullah b. Abbas, bu ifadenin “Mekke’de bulunan ve odun taşıyan ipler” anlamına geldiğini; İbn‑i Zeyd ise “Yemen’de yetişen bir ağacın lifinden yapılmış ipler” demektir.
Urve b. Zübeyr, bu ifadenin başka bir âyette geçen “yetmiş arşın uzunluğunda demir zincir” olduğunu belirtir.
Süfyan es‑Sevri, ifadenin “cehennemde onun boynuna sarılacak, yetmiş arşın uzunluğunda bir ip” olduğunu söyler.
Mücahid, ifadenin “makaranın ortasındaki demir” olduğunu ifade eder. Buna göre âyetin anlamı: “O kadının boynunda, makaranın ortasındaki demirden uzanan bir ip vardır.” demektir.
Katade’ye göre ise ifade, “kadının boynunda bulunan ve katır boncuğundan yapılmış bir gerdanlık”tır.
Taberi, ifadenin “çeşitli maddelerden yapılmış bir ip” olduğunu söylemenin daha doğru olduğunu belirtir ve (……) ifadesinin lif, demir, ağaç kabuğu gibi malzemelerden yapılmış bir gerdanlık olabileceğini ekler.