Metin günümüz Türkçesine sadeleştirildi, hata bulunabilir.
Tefsire çift tıklayarak hızlıca not ekleyebilir, metin seçerek vurgu yapabilirsiniz.
Onlar, başkasına en ufak yardımı bile esirgerler.
Onlar, insanların ellerindeki herhangi bir şeyden faydalanmalarını engellerler.
Âyette geçen ve “en ufak yardım” olarak çevrilen “mâûn” kelimesinin neyi ifade ettiği konusunda müfessirler farklı açıklamalarda bulunmuşlardır:
Hazreti Ali, Abdullah bin Ömer, Said bin Cübeyr, Katade, Hasan‑ı Basri, Muhammed bin el‑Hanefi, Dehhak ve İbn Zeyd, burada geçen “mâûn” kelimesinin Allah’ın farz kıldığı zekat olduğunu söylemişlerdir.
Abdullah bin Mes‘ud, Said bin Iyad, İbrahim en‑Nehai, Said bin Cübeyr, Ebû Malik ve Abdullah bin Abbas’tan nakledilen başka bir görüşe göre “mâûn”, komşulukta bulunma ve emanet olarak eşya vermek anlamındadır. Abdullah bin Mes‘ud, bunun balta, keser, kova gibi şeyler olduğunu belirtmiştir.
Muhammed bin Ka‘b el‑Kurezi ise “mâûn”un iyilikte bulunmak olduğunu, Said bin el‑Müseyyeb ve Zühri ise “mâûn”un mal demek olduğunu söylemişlerdir. Taberi, “mâûn”un insanların faydalanacağı her şey olarak açıklanmasının ayetin genel ifadesine daha uygun olduğunu ve böylece “mâûn”a engel olanların, komşuluğa engel olanların yanı sıra Allah’ın mallarında farz kıldığı zekatı vermeyenleri de kapsadığını ifade etmiştir