Metin günümüz Türkçesine sadeleştirildi, hata bulunabilir.
Tefsire çift tıklayarak hızlıca not ekleyebilir, metin seçerek vurgu yapabilirsiniz.
O, mal biriktirir ve onu sayıp durur.
Âyet-i Kerime'de geçen ve “İnsanları arkadan çekiştiren” olarak çevrilen “Hümeze” kelimesi ile “Yüzlerine karşı ayıplayan” olarak çevrilen “Lümeze” kelimeleri, müfessirler tarafından farklı şekillerde açıklanmıştır.
Mücahid ve Katade, “Hümeze”yi “insanların gıyabında konuşarak etlerini yiyen” şeklinde, “Lümeze”yi ise “insanların yüzlerine karşı ayıplayanlar” olarak yorumlamışlardır. Taberi de bu kelimeleri aynı şekilde açıklamıştır.
Abdullah b. Abbas ve Ebu Âliye'ye, ayrıca Mücahid ve Katade'den nakledilen ikinci bir görüşe göre, kelimenin anlamı “insanları yüzlerine karşı ayıplayan” iken, asıl maksat “arkalarından çekiştirip böylece etlerini yiyen”dir.
Abdullah b. Abbas’a “kelimenin anlamı” sorulduğunda şöyle yanıt vermiştir: “Bunlar, kışkırtma yapan, dostların arasını ayıran ve kişinin en büyük kusurunu ortaya çıkarmaya çalışan kişilerdir.”
İbn-i Zeyd de: “Hümezeden maksat, insanları eliyle dürtüp döven; Lümezeden maksat ise onları diliyle inciten ve ayıplayandır.” demiştir.
Ebû Necih'in rivayetine göre Mücahid, el ile yapılan hakarete “Hemz”, dil ile yapılan hakarete ise “Lemz” denildiğini söylemiştir.
Bazı müfessirler, bu ayetlerde bahsedilen sıfatların cahiliye döneminde “Cemil b. Âmir el-Cumahi” adlı bir kişiye ait olduğunu, diğerleri ise bu kişinin Ahnes b. Şerik olduğunu iddia etmişlerdir. Mücahid ise bu sıfatların belirli bir kimseye özgü olmadığını, bu özelliklere sahip herkesin ayette ifade edildiğini belirtmiş; Taberi de bu görüşü benimsemiştir